Ses ve Işık, Mimari Tasarımda Bir Araya Geldi

Mimarinin matematiksel biçimi ile tasarımın estetiksel hali, HAS Mimarlık’ın yapıtları arasından sanatçıların yaptığı seçki ve yorumla tasarlanan görsel-işitsel bir performansla, ses ve ışık olarak karşımıza çıkıyor. 

3. İstanbul Tasarım Bienali “yaratıcı mahalleler” programı kapsamında 2-13 Kasım tarihleri arasında MSGÜ Tophane-i Amire KSM Tek Kubbe Salonu, farklı bir sanatsal görsel şölene ev sahipliği yapıyor. HAS Mimarlık projelerinden yapılan seçki, mekâna özgü tasarım ve dijital teknolojilerin bütünleştiği bir sergilemeyle, MSGÜ Tophane-i Amire Tek Kubbe Salonu’nun büyülü atmosferinde bir geçmiş-gelecek sentezi oluşturmayı amaçlıyor.

Bu sanatsal kurguda Tek Kubbe Salonu odak noktası olarak ele alınırken, çağdaş yorumlarla, eskiden-yeniye, bütünden-parçaya, gerçekten-sanala, dengeden-dengesizlik haline dönüşümler yaratılıyor. Sergileme, ziyaretçinin de performansın içine çekilmesiyle, zaman ve mekan kavramlarının bulanıklaştığı; belki de bugüne kadar alışılmadık bir mekansal algı ile size farklı bir deneyim yaşatıyor.

Tarihi Kubbeyi Yeniden Yorumlamak…

Tek Kubbe Salonu’nun kuvvetli bir mimari öğesi olan kubbe, ana fikrin başlangıç noktasını oluşturmuş. Kurgu, bu noktadan yola çıkan ve kubbeye karşılık gelen ters “ışık kubbe” ile geliştirilmiş. Kubbe geometrisinin kusursuzluğuna karşılık, ışık kubbe; bugünün yorumuyla tarihi kubbeyle diyalog kuran bir yapı olarak kurgulanmış.

Yeni üretim kubbeyi kendine yüzey edinen görsel-işitsel sunum, kubbe çağrışımları üzerinden, hem HAS Mimarlık yapıtlarını, hem de mekânın atmosferini bütünleştirerek yeniden kurguluyor. Ziyaretçi, kendini saran deneyim sırasında, ışık ve sesin hareketiyle gerçek ile sanal uzamlar arasında gidip geliyor.

Bütün, Parça, Sonsuz…

Kubbenin tepe noktasında odaklanan ışık huzmesinin harekete geçmesiyle renklere ayrılıp, dağılan ışık, somut görsellerde vücut buluyor. Bir ve bütünün, çoğalması, parçalanması ve sonrasında vücut bulması, mekanın mistik atmosferinde, üçüncü kuşağa el veren HAS Mimarlık’ın kendini yeniden yaratmasını, sürekliliği ve sonsuzluğu simgeliyor.

Gerçek ve Sanal, Geçmiş ve Gelecek…

Mimarlık projelerinin kalıcı karakterinden yola çıkarak HAS Mimarlık’ın geleceğe yönelik ilerici görüşlerini vurgulayan devinim, yer yer izleyicinin an ve mekanla ilişkisini koparmayı hedefler. Kubbenin mimari ve akustik özellikleri ses ve ışıkla vurgulanırken, geçirgen ışık kubbe üzerine düşen hareketlilik içinde, geçmiş ve gelecek karışır; bütünleşir, zaman ve mekân kavramları iç içe geçişir.

Serginin Öyküsü:

2014 yılında, Buşra Tunç’un HAS Mimarlık’ta çalıştığı dönemde, mimarlık ve dijital teknolojilerin kesişim noktalarını araştırması ve NOHlab kurucuları, Candaş Şişman ve Deniz Kader’le işbirliği yapmasıyla başlayan süreç, HAS Mimarlık projelerini içeren bir performans tasarlanmasını gündeme getirdi. HAS Mimarlık kurucu ortakları Ayşe Hasol Erktin, Hayzuran Hasol ve Doğan Hasol’un da heyecanla destek verdikleri ilk düşünce, mekâna özgü tasarım ile medya sanatının iç içe geçtiği öncü bir örneğin yolunu açtı.

Tarihi mekânı odak noktasına alarak, dijital teknolojinin sunduğu olanaklarla yeni bir mekânsal algı yaratma düşüncesi, mimari ile dijital sanatın birlikte ele alınmasını gerektiriyordu. Bu nedenle, mimarlar ve sanatçılar tasarım sürecinin her anında etkileşim içinde çalıştılar. Ekibe -yine eski bir HAS Mimarlık çalışanı olan- Pelin Derviş’in danışman olarak katılması, serginin yöntem ve süreçler düzeyinde gerçekleşmesini sağladı.

KÜNYE
Mekân ve İçerik Tasarımı: Buşra Tunç, NOHlab
Danışman: Pelin Derviş
Sayısal Tasarım: Veysel Açıkel
Grafik Tasarım: Ali Emre Doğramacı
Animasyon Tasarımı: Necmi Deniz Akıncı
Ses Tasarımı: Giray Gürkal
Mekân Kurulumu: Sergen Tertemiz
Teknik Prodüksiyon: Visio-vox
Asistanlar: Taylan Karabaş, Furkan Ruşen
Teşekkürler: DECOL, Yüksek İşler, Asvill Yapı, Bülent Tuncay


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)