EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Modern Şehirlerin Gelişimi Yeraltında Mı Sürecek?

Gayrimenkul çözümler ve yatırımcı ilişkileri konusunda finansal ve profesyonel hizmet sunan JLL nin araştırmasına göre ; 

Yeraltındaki yapılanmalar günümüze kadar metro ağları, apartmanların depo alanları ve otoparklarla sınırlıyken, son dönemde yapılan planlar bu durumun yakın gelecekte değişeceğine dair sinyaller veriyor. Peki yatırımcıların karşılaşacağı zorluklar neler?

Alışveriş caddelerinin, otellerin, sanat merkezlerinin ve hatta parkların yeraltına taşındığını düşünebiliyor musunuz? Montreal’den Londra’ya, Hong Kong’a kadar pek çok bölgede geleceğin mekanlarını yeraltında oluşturmak için çalışmalar başladı. Ancak aklınıza gelen kasvetli mağara görüntüsünden ziyade bu mekanlar mimari dizaynları ile şaşırtıyor. JLL İngiltere Proje ve Geliştirme Hizmetleri Direktörü Helen Gough bu durumu şöyle yorumluyor, “İnsanlar buranın soğuk ve rutubetli olduğunu düşünüyorlar. Fakat ışıklandırma, havalandırma gibi çözümler olağanüstü bir mimari ile birleşirse bu algı kısa sürede değişebilir.”

Alan yetersizliği ve yüksek arazi fiyatları ile uğraşan Hong Kong’un geçtiğimiz günlerde, yeraltında 1.5 kilometrelik alışveriş caddeleri kurma planlarını açıklamasıyla yeraltı yatırımları  tekrar gündeme geldi. Ancak aslında Kanadalılar, Toronto ve Montreal gibi şehir merkezlerinde yeraltı restoranlarını yıllar önce hayata geçirmişti. 

Diğer yandan geçmiş dönemde Mexico City’de, şehir merkezinde 75 katlı ters piramit bir yapı için iddalı planlar yayınlandı ama henüz somut bir girişim yapılmadı. Yeraltı inşaatı konusunda yasaların eksikliği, ilerleme kaydedilememesinin en önemli nedenlerinden. 

Alışveriş caddelerinin, otellerin, sanat merkezlerinin ve hatta parkların yeraltına taşındığını düşünebiliyor musunuz? Montreal’den Londra’ya, Hong Kong’a kadar pek çok bölgede geleceğin mekanlarını yeraltında oluşturmak için çalışmalar başladı. Ancak aklınıza gelen kasvetli mağara görüntüsünden ziyade bu mekanlar mimari dizaynları ile şaşırtıyor. JLL İngiltere Proje ve Geliştirme Hizmetleri Direktörü Helen Gough bu durumu şöyle yorumluyor, “İnsanlar buranın soğuk ve rutubetli olduğunu düşünüyorlar. Fakat ışıklandırma, havalandırma gibi çözümler olağanüstü bir mimari ile birleşirse bu algı kısa sürede değişebilir.”

Alan yetersizliği ve yüksek arazi fiyatları ile uğraşan Hong Kong’un geçtiğimiz günlerde, yeraltında 1.5 kilometrelik alışveriş caddeleri kurma planlarını açıklamasıyla yeraltı yatırımları  tekrar gündeme geldi. Ancak aslında Kanadalılar, Toronto ve Montreal gibi şehir merkezlerinde yeraltı restoranlarını yıllar önce hayata geçirmişti. 

Diğer yandan geçmiş dönemde Mexico City’de, şehir merkezinde 75 katlı ters piramit bir yapı için iddalı planlar yayınlandı ama henüz somut bir girişim yapılmadı. Yeraltı inşaatı konusunda yasaların eksikliği, ilerleme kaydedilememesinin en önemli nedenlerinden. 

Penceresiz Yapılar Dönemi

Londra ise bu gelişmeleri bir adım daha ileri taşıyarak kısa bir süre önce, Bloomsbury’deki eski bir yeraltı garajının yerine yapılacak otelin inşaatına izin verdi. Bu projenin tasarımında zorluk yaratacak şey, penceresiz odaların özellikle ilk karşılamada aydınlık ve hoş görünmesini sağlamak olacak. 

Bunları okurken “Temiz havada gün ışığı alan arsalara yatırım yapmak varken neden yeraltı?” sorusu aklınıza geliyor. Doğrusu insanlar çoğunlukla cadde seviyesinin altında uzunca vakit geçirme fikrine sıcak bakmıyor. Fakat bu yeni projeler, kalabalık şehirlerde yer edinmek isteyen yatırımcıların ve planlamacıların ve şehri düzene sokmak isteyen hükümetlerin desteğini giderek kazanıyor.

Mesela Hong Kong’lu yetkililer şehirde gittikçe artan nüfusun ve bu nedenle ortaya çıkan tıkanıklığın azalması için yeraltını bir çıkış yolu olarak görüyor. Onlara göre bu projenin amaçlarından biri “Karayolu trafiğini azaltmak ve sıkışık kentsel alanlarda yaya bağlantısını artırmak.” 

Sürdürülebilirlik Ön Plana Çıkıyor

Yeraltı her ne kadar doğal ışık ve temiz havadan yoksun olsa da buradaki yatırımlar sürdürülebilir nitelikte. Örneğin; Londra’da yer altında inşaat izni alan LDN Hotel’in tasarımcısı Ian Chalk Architects, bitkileri de bünyesinde barındırarak sokaklardakinden de temiz hava sağlayabilecek bir havalandırma sistemini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Hollanda Katwijk aan Zee’de, ‘2016’nın En İyi Hollandalı Binası’ seçilen yeraltı otoparkı ise bir diğer örnek. Bu otopark sel tehlikesine karşı bariyer görevi görüyor.

New York’daki Lowline yeraltı parkı için ise yüksek teknolojili panellerde ışık toplanması ve bu ışığın bazı borularla bitki ve ağaçlara yansıtılması planlanıyor. Bitki ve ağaçlar böylece büyümeleri için gerekli fotosentez ihtiyacını karşılayacak ışığı elde edecekler.

Montreal’de ise şehrin yeraltı ağı, kullanıcılarını kışın soğuğundan ve yazın neminden koruyor; ısıtma veya soğutma için gereken enerjiyi azaltmaya yardımcı oluyor. Helen Gough’un da dediği gibi; “Enerji maliyetleri yeraltı gelişmeleri için olumlu bir unsur. Jeotermal faktörler, bu alanların yaz aylarında doğal olarak serin, kış aylarında ise sıcak olması anlamına geliyor. Bu sayede enerji maliyetleri yüzde 80 daha ucuz olabilir.”

30 Metre Derinlikte 5 yıldızlı Otel

Yeraltı yapıları fikri, sunduğu geniş alanlar nedeniyle rağbet görürken, gerçeklikte birçok imarcıyı vazgeçirecek önemli fonlar ve planlar gerektiriyor. İngiltere’nin başkenti Londra’nın merkezinde inşaatı başlayan 30 metre derinlikte, 350 odalı, 5 yıldızlı yeni otelin süreçlerinde aktif olarak yer alan danışmanlarımızdan Michael Esheyigba bu konuya “Ne kadar derine giderseniz, halledilmesi gereken meseleler o kadar artıyor ve gittikçe daha pahalıya mal oluyor” diye açıklık getiriyor. Hesap edilmesi gereken çok şey var: jeoloji, tarihi kalıntılar, metro hatları, kanalizasyon ve diğer tesisatlar… Bu tarz projelerin gerçekleşmesinde yerel yönetimlerin istekliliği de çok önemli. 

Diğer yandan yatırımcıların karşısındaki en önemli zorluklardan biri hava kalitesi ise diğeri de güvenlik önlemleri. Havalandırma, güvenlik, yangın önlemleri gibi konular tüm oteller için ayrı bir dikkat ve özen gerektirir. İnsanların güvenli bir şekilde dışarı çıkartılmalarının ne kadar zaman aldığı iyi hesaplanılmalıdır. Yeraltında bu konu daha da önem kazanıyor.

Yeraltı yapılanmaları tüm bu engellere ne zaman çözüm bulur ve tam olarak ne zaman modern şehrin bir parçası olarak kabul edilir bilinmez ama yakın zamanda, bildiğiniz o kasvetli ve rutubetli halinden aydınlık ve ferahlığa doğru ilerleyeceği kesin…


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)