EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Sıra Dışı Yaşam Alanları: Buz Mimarisi

Buz ve kar, insanoğlunu tarih boyunca büyülemiş; bu etki özellikle soğuk bölgelerdeki istisnai mimariye de yansımıştır. Dünyanın en soğuk bölgelerinde inşa etme görevi bir zorunluluk ve özel bir meydan okumayı temsil ederken Kuzey yarım kürede birkaç yaratıcı tasarımcı, bu sıfıra yakın soğukluğu buz mimarisinin inanılmaz örneklerine dönüştürmüştür. Buz ve kardan inşa edilmiş güzel binalardan ve sanatsal iç mekanlardan oluşan Buz Mimarisi günümüzde, son derece soğuk bölgelerdeki yapı zorluklarının üstesinden gelmek için çağdaş mimarların başarısını gösteren yenilikçi projeleri sunmaktadır. 

Kış mevsiminin hafızalarımızda ilk uyandırdığı algıdır kar... Her ne kadar meteoroloji, kar kapıya dayandı, kara kış geldi, beyaz felaket gibi tabirler kullanarak bizleri uyarsa da, belediyeler karla mücadele için çeşitli önlemler alsa da, yağan kar kentin gri silüetini beyaz kadife dokusuyla örterek başta çocuklar olmak üzere çoğumuz için  büyülü bir atmosfer oluşturur. Biz de bu atmosferi sayfalarımıza taşıyarak, bu sayımızın ‘Sıra Dışı Yaşam Alanları’ bölümünde, havaların soğuması ile birlikte Ekim ayı sonunda yapımına başlanan ve çıkış noktası Igloo evler olan Buz Yapı örneklerine yer vermek istedik.
 
İnuit’lerden bildiğimiz Igloo yani İglu evlerin günümüz mimarisine etkisine değinmeden önce İglu kültürünü anlamak gerekiyor. 

İglu Nedir?

İglu, İnuit dilinde “ev” anlamına gelir. İnuit’lerin bir kısmının sürekli olarak, bir kısmının da av sezonlarında geçici olarak yaşadığı sıkıştırılmış kardan ev olan İglu; yerel dilde çadır, çamur ya da modern evler için de kullanılır. 

İnuit’ler, Amerika’nın ve Grönland’in kuzeyinde kutuplara en yakın yerleşim yerlerinde yaşamlarını sürdüren topluluklardır. Yoğun olarak yaşadıkları diğer bölgeler ise Kanada ve Labrador’un kuzeybatısı, Alaska, Grönland ve Hudson Körfezi kıyıları, Asya’da Çukosli Burnu’nun kuzey bölgeleridir. Doğa ile iç içe yaşayan İnuit’ler avlamak amacıyla ailece yolculuğa çıktıklarında, geçici olarak barınmak için kardan evler yaparlar. İnuit’lerin yaptığı kar evlere iglu denir. İglu yapmak, İnuitler için kolay bir iştir ve deneyimli bir avcı tek başına bir iglu yapabilir ancak iglu yapmak için genellikle iki kişinin çalışması gerekir. İglunun içindeki alanın büyüklüğü ancak aile bireylerinin içinde rahat hareket etmesine yetecek kadar olur. Geleneksel olarak , her biri farklı boyutta olan ve farklı amaçlar için kullanılan üç tür iglu vardır.

Küçük boyutlu iglu, sadece geçici sığınma evi olarak inşa edilir ve daha çok bir veya iki gece için kullanılır.

Orta boy iglu, ailelerin yaşaması için inşa edilir.  Genellikle büyük bir odası vardır ve iki aileyi kolaylıkla barındırabilir. Genel olarak, bir Inuit köyü içinde birçok iglu bir arada bulunur. 

Büyük boyutlu iglular ise çiftler halinde inşa edilir.  Bu yapılar tünellerle birbirine bağlanan birkaç igludan oluşabilir, neredeyse 20 kişiye barınak sağlayabilen bu iglular Inuit halkının bayram kutlamaları için de kullanılır. 

İglu Nasıl Yapılır?

İglu yapmak için, çok sert kar gerekir. İglunun nereye yapılacağı belirlendikten sonra, yaklaşık bir metre boyunda, kırk santimetre eninde ve yirmi santimetre uzunluğunda kardan tuğlalar yapılır. Bu kardan tuğlalar, yaklaşık iki metre çapında bir daire oluşturacak biçimde bitişik olarak yerleştirilir. Tuğlaların ilk katı kubbe eğimi oluşturacak şekilde biçimlendirilerek dizilir. Böylece, tuğlalar üst üste dizildikçe duvarlara kubbe biçimi vermek kolaylaşır. Tuğlaları yerleştirirken oluşacak boşluklar ve çatlaklar hem içeriden hem dışarıdan karla iyice kapatılır. Son olarak, kubbenin tepesine koyulacak tuğla şekillendirilir. Bu tuğlanın, deliğe tam uyacak biçimde kesilmesi ve yerine özenle yerleştirilmesi gerekir. İglunun yaşamaya uygun hale gelmesi için yapının sağlamlığını arttırmak gerekir. Bunun için bir lamba ile içeri girip buz kalıplarının iç yüzeyi eritilir, eriyen buzlar, soğuk nedeniyle hemen donarak iglunun iç yüzeyini buzla kaplar ve böylece yapı sağlamlaşmış olur.  

İglunun en önemli yeri kapısıdır. Yapım aşamasında içeri girip çıkabilmek için geçici bir kapı açılır ama bu kapı kubbe tamamlandıktan sonra yine kardan tuğlalarla örülerek kapatılır. İglunun giriş kapısı yapının yarım metre uzağından içeriye doğru küçük bir tünel kazılarak oluşturulur. Tünel girişinin yetişkin bir insanın emekleyerek içeri girmesine yetecek büyüklükte olması önemlidir. Tünel girişinin üzeri ise kardan tuğlalarla kemer biçiminde örülerek kapatılır. Böylece rüzgâr kolay kolay içeri giremez ve bu giriş tüneli sayesinde sıcak hava iglunun içinde kalır.

Bir iglunun iç sıcaklığı +4 derecedir ama içinde bulunan insanların vücut sıcaklığı sayesinde 16-17 dereceye kadar çıkarabilir. 

İglunun iç dekorasyonunda da kardan tuğlalar kullanılır, oluşturulan oturma ve yatma alanlarının üzeri taş ve çalılarla kaplanır, en üstüne de hayvan postları serilir. Birkaç ailenin birlikte yaptığı iglular tünellerle birbirine bağlanır ve insanlar hiç dışarı çıkmadan birbirlerini ziyaret edebilirler.

Aydınlanmak için kullanılan lambanın ısısı ve içeride yaşayanların beden ısısı sayesinde iç duvarların yüzeyi sıcaklık değişimlerine bağlı olarak eriyip donmayı sürdürür. Dışarıda yağan kar iglunun üzerine düşer düşmez eriyip kısa sürede donar. Böylece birkaç gün sonra iglu, en sert fırtınalara, hatta bir kutup ayısının ağırlığına bile dayanacak kadar sağlamlaşmış olur. 

Kışın sonuna kadar yıkılmadan ayakta kalan iglular yaz mevsimi yaklaşıp sıcaklıklar artınca erimeye başlar ve toprağa karışarak yok olurlar.

Buz ve kar, insanoğlunu tarih boyunca büyülemiş; özellikle soğuk bölgelerdeki istisnai mimaride yansıtılmıştır. Dünyanın en soğuk bölgelerinde inşa etme görevi bir zorunluluk ve özel bir meydan okumayı temsil ederken Kuzey yarım kürede birkaç yaratıcı tasarımcı, bu sıfıra yakın soğukluğu buz mimarisinin inanılmaz örneklerine dönüştürmüştür. Buz ve kardan inşa edilmiş güzel binalardan ve sanatsal iç mekanlardan oluşan Buz Mimarisi günümüzde son derece soğuk bölgelerdeki yapı zorluklarının üstesinden gelmek için çağdaş mimarların başarısını gösteren yenilikçi projeleri sunuyor. 

Kuzey yarım küredeki ülkelerde her yıl sonbaharda başlayıp kar ve buzdan inşa edilen buz oteller; mimarisi, kar heykelleri ve buz oymalarıyla olağanüstü yapılar. Eriyebilir sanat özelliğine sahip bu yapılar, kış sezonu boyunca turistik etkinliklere hizmet eder. İskandinavya (Danimarka, İsveç, Norveç) ve Kuzey Amerika’da (Alaska, Kanada) görebileceğimiz buz mimarisinin dünyadaki ilk örneği; Kuzey İsveç’te, Kiruna’ya yaklaşık 17 kilometre uzaklıkta, Jukkasjärvi köyündeki Icehotel’dir.



Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)