EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

​Geçmişin Arayüzünde Bir Mekân Emaresi: ​Seramik​

Ege Seramik Sponsorluğunda hazırlanmıştır.

Yazan: Berivan EREN

Sanata, mimariye ve mekâna hitap eden seramikler; varlığındaki bilinen kapasitesiyle tasarımlara yön veren bir malzeme, günümüzün gelişen teknolojisi sayesinde yeni ulaşılabilen özellikleriyle tasarımın görünen ya da görünmeyen en etkin bileşeni durumuna gelmiştir.

“(...) Benim için seramik her şeyden önce bir araç, kitap, müzik gibi. Dünyayı ifade etmek, kendi dünyamı yaşamak, yaşayabilmek için, paylaşabilmek için bir araç. Yani seramik yalnızca bir süs eşyası bir tüketim malı değil.” 
Füreya Koral

İlk yerleşime ait izleri, kullanıldığı coğrafyanın yerel betimlemelerini günümüze taşıyarak, tasarıma yön veren, tasarımın görünen ya da görünmeyen en etkin bileşeni durumunda Seramikler.  Öyle ki bu etkinlik, sanata, mimariye ve mekâna hitap ederek hem fonksiyon hem de estetik tamamlayıcılar olarak mimari biçimlere yön vermekte…

Seramik, organik olmayan malzemelerin oluşturduğu bileşenlerin, çeşitli yöntemler ile şekil verildikten sonra, sırlanarak veya sırlanmayarak, sertleşip dayanıklılık kazanmasına varacak kadar pişirilmesi, bilim ve teknolojisidir. Hammaddesi kil olan elle, kalıpta ya da tornada biçimlendirilmiş ve fırınlanmış her tür nesne sözcüğün kapsamına girmektedir.

İnsanlık tarihi kadar eski ve köklü bir geçmişe sahip olan seramik, insanın yaşam ve doğa mücadelesi içinde keşfettiği, zekâsı ve estetik duyarlılığı sayesinde çok farklı alanlara ve ilgilere hitap ederek günümüze kadar gelmiştir.

Halk arasında pişmiş toprak esaslı malzeme olarak bilinen seramikler, ilk olarak vazo, çanak, çömlek olarak üretilse de günümüzde mimariden, geleneksel kullanıma, endüstriye, ileri teknolojiye, sanata değin birçok alanda kullanılmaktadır.

Seramik, insanlık tarihinin en eski malzemelerinden biri olmasının yanı sıra üretildiği dönemin sosyolojisi, kültürü ve teknik gelişimi açısından da önemli bilgiler taşımaktadır. Bin yıllar boyunca, dünyanın büyük bölümünde yaygın olarak üretilen seramikler günümüzde son teknolojiye ayak uydursa bile, hâlâ bazı konularda eski çağlara ait görüş, anlayış ve yöntemler geçerliliğini korumaktadır ve geleceğe ışık tutacak niteliktedir. Bu bağlamda; Anadolu kültür tarihi, özellikle arkeoloji dünyası için önemli bir bölge olan Likya, 19. yüzyıldan günümüze birçok gezgin, tarihçi, arkeolog ve bilim insanının araştırma yaptığı ve seramiklerin yoğun olarak bulunduğu bir bölge olmuştur. 

Keşfi bundan 10 bin yıl öncesine dayanan seramiğin ana malzemesi topraktır. Geçmiş uygarlıklarda, dini idollerden mimari elemanlara, mutfak ve süs eşyalarından haberleşme tabletlerine, ait olduğu döneme ve uygarlığın sosyokültürel yaşamına ışık tutan objelerdir.

Seramik, insanlık tarihinin en eski malzemelerinden biri olmasının yanı sıra üretildiği dönemin sosyolojisi, kültürü ve teknik gelişimi açısından önemli bilgiler sunmaktadır.

İhtiyaçlar doğrultusunda kullanılmaya başlanan ve coğrafyaların izlerini taşıyan seramikler; sanayi devrimi, sanat ve zanaat hareketi gibi önemli toplumsal olaylardan da etkilenmiştir. Sanat okullarının açılmasıyla bir sanat disiplini olarak da gelişimini hızlandırarak dışavurumculuk, kübizm, gerçeküstücülük gibi bir dizi sanat akımından beslenmiştir. 

İşlevsel ve estetik yönüyle gündelik hayatımızda yer alan seramik, insanlık tarihinde maddi kültürün önemli bir parçası olmuşken günümüzde sanatın yanı sıra, ulaşım araçları, endüstri, teknoloji gibi birçok alana hitap etmekte mimaride ise binaların iç ve dış yüzeylerinin ve zeminlerinin kaplanmasında kullanılan önemli bir dekorasyon ürünü ve yapı malzemesi olarak gelişimini devam ettirmektedir. 

Kayaların dış etkiler sonucu parçalanmasıyla oluşan kil, kaolen gibi maddelerden yapılan seramik; hamurun hazırlanması, şekillenmesi, kurutulması ve pişirilmesi süreçlerinin sonunda malzeme halini almaktadır.

Yapı geleneği olarak karşımıza çıkan seramiklerin, kullanım alanına göre iki gurupta değerlendirilebilmeleri mümkündür. Birincisi seramik malzemelerin yapısal amaçlı kullanımı, ikincisi ise bu malzemelerin süsleme veya yüzey koruma amacıyla kaplama olarak kullanımlarıdır. 

Son günlerde malzeme tasarım ve teknolojilerinin geliştirilmesi mimari ve iç mimaride tasarım olanaklarına çok yönlü yeni katkılar sağlamaktadır. 

Seramik malzemenin, diğer malzemeler yanında mekân için özgün bir çizgi yaratmada kullanılan, mimari için bir seçenek olduğu bilinmektedir. Kentsel mekânlarda seramik ile oluşturulmuş döşeme kaplamaları, oturma ve aydınlatma elemanları, havuzlar, heykeller ve kent objeleri bu oluşumu tamamlayan bileşenler olmuşturlar. Günümüz teknolojisiyle üretilmiş olan seramikler; renk, doku, desen ve biçim konusunda çok çeşitli seçenekler sunmaktadır. İklim değişikliklerine karşı dayanıklılığı ve uygulama kolaylıkları sayesinde birçok avantaj sağlamaktadır. Seramiğin mimaride kullanımı, çevresel koşullara ve kullanılan malzemeye göre değişkenlik göstermektedir. 1921’li yıllarda dünyada sanat adına modernist hareketlerin başlamasıyla birlikte sanat tarihinin önemli isimleri de seramik çalışmalar üretmiştir.

Avrupa’da önemli isimler tarafından yapılan seramikler, Türkiye’deki sanatçılar tarafından da ilgi görmeye başlayınca Türk sanatçılar bir araya gelerek seramik işler üretmişlerdir. İlk özel seramik atölyesi sahibi kadın sanatçı da Füreya Koral, yaptığı çağdaş seramik uygulamalarıyla seramik alanına katkı sağlamıştır.  Füreya Koral eserlerinde iç ile dışın birlikteliğini saksı, kuş gibi sembolik elemanlarla birlikte kullanarak kendine ait bir dünya oluşturma hissini küçük mekânlarda buluştururken kapı ve pencereyle dışarıdan içeriye açılan küçük bir yuvayı duyumsatmıştır.

Sanata, mimariye ve mekâna hitap eden seramikler; varlığındaki bilinen kapasitesiyle tasarımlara yön veren bir malzeme, günümüzde gelişen teknolojisi sayesinde yeni ulaşılabilen özellikleriyle tasarımın görünen ya da görünmeyen en etkin bileşeni durumuna gelmiştir.

Mimarlık ve seramik arasındaki kopmayan güçlü bağ günümüzde de varlığını artan bir biçimde göstermektedir. Çağlar boyunca yapı malzemesi olarak kullanılan kilin, zaman içerisinde gelişen endüstri gücü ve modern teknoloji sayesinde işlenebilirliği yükselmiş ve kullanım sahası genişletilmiştir. Bu sayede tuğla ve kiremit olarak kullanılmasının yanında, yapının ince işçilik gerektiren kısımlarında da tercih edilmeye başlanmıştır. 
Malzeme özellikleri açısından incelendiğinde birçok avantaja sahip olan seramik, yaşam alanlarımızda kendine yer bulmuştur. Uzun yıllar boyunca mutfak-banyo-tuvalet üçgeninde yer karosu, duvar karosu ve vitrifiye olarak karşımıza çıkan malzeme, son dönem zaman dilimlerinde renk, doku ve desen açısından ciddi bir gelişim göstermekte ve kullanım açısından sadece ıslak hacimlerle sınırlı kalmayıp uygulama alanını genişletmektedir. 

Her geçen gün yaşantımızdaki yerini arttıran seramiği sadece bir yapı malzemesi olarak görmek yanlış olacaktır. Çünkü mekânı tasarlayan da kullanan da insandır ve mekân onun ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir. Bu ihtiyaçlardan biri de estetiktir. Mekân düzenlemeleri yapılırken hem fonksiyon hem de estetik yönü kuvvetli tamamlayıcı elemanlar tasarlamak büyük önem taşımaktadır. 

Malzeme mimari tasarımlara performansıyla olduğu kadar doğasıyla, doğadaki gelişim süreci ve davranışıyla, varoluş metabolizmaları, formları, yüzey dokuları, içyapıları, strüktür özellikleri, akışkanlıkları, kendini organize etme yetenekleriyle mimari kavramların çıkış felsefelerini, mimari biçemleri ve biçimleri etkilemektedir.

Son günlerde malzeme tasarım ve teknolojilerinin geliştirilmesi mimari ve iç mimaride tasarım olanaklarına çok yönlü yeni katkılar sağlamaktadır. Seramiğin yapı malzemesi olarak değer zincirindeki konumunun önemi her geçen gün artmaktadır. Seramik, bilinen tüm kaplama malzemeleri karşısında önemli üstünlüklere sahiptir. Gelecekte kullanılacak malzemeler, sanayi toplumlarının performansını belirleyecektir.  Seramik de yüksek korozyon direnci, maliyet, kalite, çevre dostu oluşu, yüksek hasar toleransı, mekânlarda ısı kaybını azaltması gibi özellikleri ile avantajlar sağlamaktadır. Mimarlıkta cephe kaplama malzemesi olarak, iklim koşullarına dayanıklılığı, uzun ömürlü olması, renk çeşitliliği, ihtiyaç halinde tek tip fabrikasyon üretimin dışına çıkılabiliyor olunması, böylelikle şekil verilmesi açısından serbest bir alana sahip oluşu ve kullanıldığı yapıya kimlik kazandırması gibi pek çok sebeple tercih edilmektedir. 

Seramik, görselliği ve dayanıklılığı nedeniyle yapıların dış yüzeyleri ve cepheleri için sıkça tavsiye edilen bir üründür.

Özellikle insan trafiğinin fazla olduğu AVM, hastane, havaalanı gibi halka açık yerlerde duvar ve yer karosu olarak uygulanmaktadır. Aşınma dayanımının yüksek oluşu, kolay temizlenebilirliği, az gözenekli yapısı sayesinde sahip olduğu sağlığa uygun olma üstünlüğü malzeme seçiminde yönlendirici özelliklerdir. Nem ve suya karşı en iyi koruyucu malzeme olan seramiklerin mutfak ve banyolarda zemin ve duvarlarda kullanımı önerilmektedir. Tüm bunların yanında park ve bahçelerde, yürüyüş yollarında ve sokaklarda, kısacası çevre düzenlemelerinde de seramiğin kullanıldığı görülmektedir. 

Seramik, görselliği ve dayanıklılığı nedeniyle yapıların dış yüzeyleri ve cepheleri için sıkça tavsiye edilen bir üründür. Renk, desen ve görünüm zenginliği bakımından boya ve sıvaya göre daha fazla tercih edilmektedir.  

Seramik, 1100 derece ve daha yüksek sıcaklıkta pişirilmiş materyallerden oluştuğu için, yanmaz ve tutuşmaz bir özelliğe sahiptir. Seramik kaplı zemin ve duvarlar dikkatsizlik ve kaza sonucu çıkan yangınların yayılmasını önler. Yangının diğer oda ve katlara sıçramasını engeller. Yangın sonrası yapılan araştırmalarda, seramik kaplı bölümlerin, yangından en az hasar gördüğü belirtilmektedir. Seramik karolar; işyeri ve evlerde elektrik kontağı veya kablo yanıklarından ileri gelen yangınların yayılmasını önler. Yangın, seramikle temas ettikten sonra sönmeye yüz tutar.
Avusturya’da tasarlanan 77 metre yükseklikteki binanın cephesinde olduğu gibi; Titanyumoksit içeren “hidrotect” şeffaf kaplamalı fotokataliktik seramik malzemeli cephe yüzeyi kendini temiz tutabildiği gibi, kaplama yüzeyinde oluşan serbest elektronları ile oksijeni aktive ederek çevre havayı da temizlemektedir. Böylece ekolojik mimarinin de malzeme grubuna girmektedir.

Günümüzde yeni malzeme teknolojileriyle yapıda yeni ekosistemler yaratmak ekolojik mimaride “doğal olanın” dışında gelişen bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknolojisi yüksek, çevreci özelliklerle donatılan seramik malzeme, sadece çevreye uyum sağlamakla kalmayıp, kendini çevre koşullarına göre değiştirebilen, yanıt veren, enerji gereksinimini azaltan, doğal enerji sistemlerini kullanan, çevreyi kirletmeyen özellikleriyle ekolojik mimarinin, malzeme teknolojisiyle donatılmış grubunu oluşturmaktadır.

Bu bağlamda, doğal ya da yapay, işlem görmemiş ya da görmüş malzeme; ekolojik mimarinin yapı bileşenlerinde ve mekân anlayışında doğal kaynakların, enerjinin korunumu gibi yarar sağlayıcı yanı ve çevresel koşullara gösterdiği uyum ile birçok uygulama ve kullanım şekilleriyle yer almaktadır.

KAYNAKLAR: 
- Canan ATALAY AKTUĞ, Seramik Eserlerde Evin Anlamı, 2010.
- Erdal ÇETİNTAŞ, Antik Dönemde Seramik Üretim Tekniklerine Dair İzler: Phodiapolis Örneği,          Antalya, 2018.
- Hale GEZER, Malzemenin Gizil Güçlerinin Mimariye Katkısı, 2012.
- Halide OKUMUŞ, Geçmişte ve Günümüzde Seramiğin Kullanım Alanları, 2013.
- Hikmet Serdar MUTLU, Çağdaş Kent Mimarisinde Seramik Panolar ve İnönü Üniversitesi Kongre      ve Kültür Merkezi Uygulaması, 2016.
- Saadet Pınar İÇEMER, İç Mekan Tasarımında Modüler Seramik Separasyonlar, 2015.
- Saliha Nesli GÜL, İlhan ÖZKEÇECİ, Hakan ALACALI, Çağdaş Mimari Yapılarda Seramik Panolar ve    Yıldız Teknik Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi Uygulaması, 2014.
- Türkiye Seramik Federasyonu, Seramik Türkiye Dergisi.
- Zehra ÇOBANLI, Ezgi OKUR, Seramik Yüzey-Mekan ilişkisi ve Anadolu 
  Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Eğitim Progrmındaki Yeri, 2006.

1.Hizalanmış Desenler

Furman malzemeye yeniden bakıldığında farklı bir çerçevede farklı renklerle yeni kullanımların keyfini gözler önüne sunarak anıtsal bir geçit yaratmış. 


2. Marsilya Rıhtımları: Beden, Duygu ve Şaşkınlık...
Konsepti şehir ve deniz arasında yeni bir bağ kurmayı amaçlamak olan Docks, geçirgen ve gözenekli yapısıyla şehir ve doğa manzaralarını buluşturan bir yapıya sahip.


3.Dünya Seramik Sanatı Şehri

Ziyaretçiler buraya geldiklerinde, çok sayıda sanayi bölgesinde görülen sıradan şeylerden ziyade seramik parçalardan oluşan fantastik bir kenti keşfetmekteler.


4. Ada Esintili Dokunuşlar

Otelin merdivenleri, restoranları ve odaların zeminlerinde kullanılan mavi seramikler bütüncül bir ilişki sağlayarak ferah bir konfor duygusu sunmakta.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)