EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

USGBC Konferansı Greenbuild'in Ardından

DR.Duygu Erten

Geçtiğimiz ay Toronto’da Amerika Yeşil Binalar Konseyi tarafından düzenlenen Greenbuild konferansa katılan Dr. Duygu Erten, özellikle belediyelerin konferansa katılımının çok yoğun olduğunu söylüyor. “Bu yıl konferansta, bina ölçeğinden mahalle ve kent ölçeğine geçilmiş ve artık belediyelerin tamamı konferansa katılmış” diyen Erten ile konferans izlenimleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Toronto’da gerçekleşen Greenbuild konferansına katıldınız. Konferans nasıl geçti, biraz bahseder misiniz?Her yıl Amerikan Yeşil Binalar Konseyi’nin (USGBC) gerçekleştirdiği konferansa bu yıl 25 bin ziyaretçi katıldı. Açıkçası son on yıldır katıldığım bu konferanslara karşı giderek artan ilgiyi görmek, yeşil sektörün geleceği adına çok umut verici. Özellikle bu konferansta yeşil malzemeler konusunda gelişme ve bilinçlenme olduğunu gözlemledim. Malzemelerde eko etiket sayısı 600’ün üzerine çıkmış. Ayrıca “Yeşil Çatılar” şehirlerin artan ısısını düşürme konusunda başarılı olmuş ki özellikle belediyeler tarafından çok benimsenen bir konu olmuş. Yaşayan binalar ve pasif ev teknolojileri de sıklıkla önümüze çıktı.

Peki, konferansa gösterilen ilgiyi nasıl buldunuz?Şu anda sayısı 80’ini aşan ve Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği’nin de için de olduğu dünya konseylerinin çoğu ülkelerindeki yeşil bina konferanslarının düzenleyicileri, Singapur Yeşil Bina Konseyi, Alman Sürdürülebilir Bina Konseyi gibi konseyler küçük ölçekli konferanslar gerçekleştiriyor. Ancak USGBC’nin yaptığı büyüklükte ve dünyanın 115 ülkesinin temsil edildiği bir Yeşil Bina Konferansı yok sanıyorum. 10 yıldır ilgi artarak devam ediyor ve konferans da içerik olarak zenginleşerek büyüyor.

Sürdürülebilir yerleşimler ve kentlerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?Bu yıl konferansta, bina ölçeğinden mahalle ve kent ölçeğine geçilmiş ve belediyelerin tamamı konferansa katılmış. Daha önceden kendilerinin düzenlediği konferanslarda sürdürebilirlik konularını tartışan kamu, artık yeşil binalar konferansının kalbine oturmuş. Akıllı arazi geliştirme senaryoları, taşıt trafiğinden arıtılmış mahalleler, konutlardan başlayarak atığın dönüştürülmesi ve kompostlama, şehirlerde pilot yeşil mahalleler oluşturma konuları neredeyse ayrı bir konferans haline gelmiş.

Sosyal konutlar, ulusal konut üretiminde önemli bir yüzdeye sahip, dolayısıyla ulusal/uluslararası alanda en önemli çalışma alanlarından biri. Konferansta konu ne şekilde ele alındı? Bize kısaca özetleyebilir misiniz?Konferansın tam bir günü düşük gelirliler için tasarlanan sosyal konutlar konusuna ayrılmıştı. Bu arada konferansta önceliğin yeni değil, var olan sosyal konut iyileştirmelerine verildiğini söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü verilen istatistiklere göre bir yıl içinde tüm yeni yapılan konutlar yeşil yapılsa, var olan konut sayısının sadece %1’ine karşılık geliyor. Tabii ki finans kuruluşları ve ev sahipleri, konut yenileme konusunda inanılmaz zorluklarla karşılaşıyorlar. Riskin getirdiği güvensizlik, yatırım kapitali eksikliği ve ”küçük miktarda krediler” için işletim maliyeti çok problem olabiliyor. Konuşmacılar bu gibi sorunlara çözüm odaklı panellerde aynı zamanda yeşil yapılan konutlarda ön yatırım maliyeti ve yeşil binaların uzun vadede getirilerini de masaya yatırdılar.

Konferansa katılım amaçlarınızdan biriside LEED-International Yönetim Kurulu’nda Türkiye’yi temsil ediyor olmanız. LEED’de yaşanan gelişmeler konusunda bilgi verebilir misiniz?Yeşil Binalar Konseyi-USGBC ile 2010 yılında bir iyi niyet anlaşması imzaladı. Bu anlaşma kapsamında hem USGBC’nin Türkiye’de ki resmi temsilcisiyiz hem de bir yılı aşkın bir süredir uluslararası kullanılmak üzere USGBC tarafından hazırlanan LEED-International kılavuzuna geri bildirimde bulunuyoruz. Bu çalışmada Türk Tesisat Mühendisleri Derneğini (TTMD) de yanımıza aldık. LEED ağırlıklı olarak ASHRAE standartlarını kullanıyor ve bu nedenle LEED kılavuzlarının yerelleşmesi ile ilgili geri bildirimlerin büyük kısmı da ASHRAE odaklı. Bu çalışmaların meyvesi olan kılavuz şu anda USGBC internet sitesine konuldu ki herkesin geri bildirimde bulunabilsin. Ancak bu kılavuzun ne zaman hayata geçirilmesi gerektiği henüz USGBC’nin karar veremediği bir konu. Şimdilik var olan LEED kılavuzları uluslararası bir süre daha kullanılacağa benziyor. 2013’de USGBC yerel olarak Yeşil Binalar Konseyine ve diğer konseylere LEED projelerinin “yerel denetimi” için yetki vermeyi planlıyor. Ayrıca Yeşil Binalar Konseyi olarak 2011 sonbaharında hayata geçen “Regional Priority Credits (RPC)” yani “Yerel Öncelik Kredileri”ni biz hazırlayacağız. Toronto Konferansı’na aynı zamanda USGBC ile “Royalty Sharing Anlaşması” imzalamak için de gittik. Bu anlaşma dahilinde Yeşil Binalar Konseyi üyeleri çok yakında internet sitemizde yayınlayacak üyelere özel bir kodu kullanarak USGBC yayınlarını ve on-line derslerini %10 indirimle alabilecekler.

Konferansta sizi etkileyen ve bize aktarmak istediğiniz bir konu var mı?Yönetimden yazımda da bahsettiğim gibi Thomas Friedman’ın konuşması, yeşil sektör için açıkta kalan tüm taşları yerine oturttu. Friedman, hala iklim değişikliği konusunda skeptik olanları, mevcut ABD iktidarının doğru yasaları henüz çıkarmamasını ve batı dünyasının yeryüzündeki kaynakları, bu kaynakların yenilenme hızından daha hızlı tükettiğini aktararak skeptikleri, batıyı ve ABD’de ki iktidarı eleştirdi. Bu konuşma sonuncunda da yeşil dönüşümün başarı ve başarısızlık sorumluluğunu hepimize yükledi ve “iyi yolda devam” dedi.

Konferansın ardından yeşil bina hareketinin geleceğine dair sizin yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?Bu hareketten bahsetmeyeceğimiz günlere, zengin ülkelerde az kaldı. Çünkü yeşilin dışında her şey demode olacak ve yeşil “default” olacak. Özellikle var olan binaların iyileştirilmesi delik cepten sağlam cebe para aktarılması demek. Ve enerji maliyetinin artışı ile herkes nereden tasarruf yapacağına bakıyor. Konferansda var olan bina kategorisinde ilk LEED-PLATIN ödülü alan Tayvan’da ki dünyanın en yüksek binası Tapei üzerinde duruldu ve bu başarı öyküsü herkesi çok etkiledi.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin konuya yaklaşımları / ilgileri / önerileri açısından bir değerlendirme yapmanızı istesek son dönemdeki uluslararası konferanslardan ne gibi çıkarımlar yaparsınız?Maalesef gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine olan yaklaşımları ve iklim değişikliğinin maliyetinin ödeniş şeklinde ciddi bir haksızlık olduğuna ve asıl sorumluluk alması gerekenlerin yeterince adil davranmadıklarını COP15 ve COP 16 konferanslarında şahit olduk. Burada tüketim üzerine kurulmuş ekonomilerin bir paradigma değişikliğine uğraması gerektiğini görüyoruz - eğer sürdürülebilirlik konusunda ciddilerse. Sözü yine hükümetlere ve dolayısıyla yaptırımlara getireceğim. (2010/31/EU, EPBD2) Direktifinin 9. Makalesinde Avrupa Birliği üyesi ülkelerin 2021’e kadar tüm yeni binalarını neredeyse sıfır enerji bina (NZEB) olarak inşa etmeleri gerektiği yayınlandı. AB Komisyonu her ülkenin ulusal bir NZEB planı olmalı diyor. Ve bu plan finansal destekleri de kapsamalı diye ekliyor. Kamunun sahip olduğu ve içinde bulunduğu binalara ise 2019’a kadar mühlet verildi. Ülkemizin Avrupa Birliği kapısına dayandığı şu günlerde ben Yeşil Binalar Konseyi üzerinden yetkililere de şu soruyu yöneltmek istiyorum. Diyelim ki bir mucize oldu ve AB’ye alındık. Acaba ülkemizde kamu binaları AB’nin mecburi tuttuğu bu dönüşüme ayak uydurabilmek için gereken kapasite çalışmalarını yapmaya başladılar mı? İstanbul’da iyileştirme yapılmış bir tek kamu binası görebilir miyiz? Gönül ister ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Yeşil Binalar Konseyi ile işbirliği yapsın ve bizde Türkiye için bir iki iyi model oluşturalım. NZEB ülkeden ülkeye değişebilecek bir tanım olsa da, çünkü iklim ve kanunlar değişiyor-şirketlerdeki şeffaf iş ortamının devamlılığı için bu tanımın tutarlılığı ve karşılaştırılabilirliği önemli. Her hükümet AB Komisyonu ile koordineli bir tanımla ortaya çıkmalı. Kamu binaları diyoruz ama hangi kamu binaları bu kapsama girmeli. Okullar olmalı mı mesela? Ve en önemlisi finans. İşte burada içinde bulunduğumuz Avrupa Yeşil Binalar Konseyi network’ü Yeşil Binalar Konseyi olarak bize ülkemizdeki gerekli kuruluşları bu alanda bilinçlendirmemizi öneriyor.

Peki, AB Konsey network’ü “Politika Komitesinde” bu yıl neler tartışılıyor ve bu konuda Yeşil Binalar Konseyi’ne düşen görevler neler? 2010/31/EU AB Enerji Direktifi Makale 5’e göre binalar ve bina elemanlarının minimum enerji performans gerekliliklerinin optimum maliyet seviyelerinin hesaplanması için kısaca “optimum maliyet metodolojisi” adında bir metod yayınladı. Üye devletlerden 2013’e kadar bina ve bina elemanlarının optimum maliyet metodolojisinin gerektirdiği minimum gerekliliklere uygunluğunu oluşturmaları bekleniyor. Burada AB ülkesi olmasak da Yeşil Binalar Konseyi olarak bu çalışmaları yakından izleyip devletimizin gerekli kurumlarına geri bildirimde bulunmanın önemine inanıyorum. Avrupa network’ümüz bu çalışmaların sonucunda global maliyet grafiklerini çıkaracak ve m2 maliyet hesapları yayınlayacak. (Yandakigrafikler 1 ve 2)

ÇEDBİK’in daha önce farkındalık yaratmak amacıyla bir dizi panel gerçekleştirdiğini biliyoruz. Önümüzdeki sene şubat ayında çok daha geniş kapsamlı bir konferans hazırlığındasınız. Bize bu konferans hakkında bilgi verebilir misiniz?Yeşil Binalar Konseyi, üyesi olduğu “World Green Building Council” network’ünden davet ettiği uluslararası konuşmacılarla Şubat 20-21’de çok ses getireceğine ve Türkiye’de ki yeşil bina hareketinde bir dönüm noktası yaratacağına inandığımız bir konferans hazırlığı içerisinde. Burada hem devlete hem özel sektöre iyi örnekleri uluslararası en iyilerin ağzından aktaracağız.

“Clinton Climate Inititative”in İstanbul Direktörlüğünü yaptığınız dönemde London School of Economics’in yayınladığı Yeşil Ekonomi Raporu’nun İstanbul Şehri Direktörü olarak yazarlarından birisiniz. Bu rapordan çıkan mesajlar, Türkiye hükümetini de eyleme geçirir nitelikte. Rapor Türkiye’de sizce istediği etkiyi yarattı mı? Rapordaki başarı hikayelerine Türkiye’den bir ekleme yapabilmek için sizce ne yapmak gerekiyor?Bu raporun hangi kamu kuruluşunun masasında olduğu konusunda açıkçası bilgim yok. Ancak rapor UNEP’in Yeşil Ekonomi Girişimi tarafından bir araya getirilen ekonomistler ve bilirkişiler tarafından hazırlandı. UNEP Yeşil Ekonomi Raporu’nda vermek isteğimiz mesaj; yeşil ekonominin gelişmenin önünde bir engel değil tam tersine gelişme için itici bir güç olduğu…Yeni iş olanakları yaratan ve sürekli yoksulluğun önüne kesen bir güç. Bu rapor, politika yapanları yeşil ekonomiye geçişte bu alana yatırımların artması için doğru ortamı yaratmaya motive ediyor. İhtiyacımız olan şey de bu değil mi zaten? İnternetden ücretsiz indirilebilen bu raporu konuyla ilgili herkesin okumalarını salık veririm.*

Türkiye için tek yol, özellikle kamu binalarından başlayarak hızla iyi örnekler oluşturmak ve malzeme üreticilerinin eko etiketleme konusuna odaklanmaları diyebilirim. 70 milyonluk bir ülke için 70 sertifika adayı bina denizde damla gibi.

*(http://www.unep.org/greeneconomy/GreenEconomyReport/tabid/29846/Default.aspx)

GREENBUILD 2011 GREENBUILD Konferansı bu sene 4 - 7 Ekim tarihlerinde Toronto’da gerçekleşti. Dünya’nın dört bir yanından katılımcıların büyük ilgi gösterdiği etkinlikte yeşil bina sektörünün bugünü ve yarını tartışıldı. Konferansta eğitim seminerleri, çalıştaylar, film gösterimleri gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)