EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Eskiyi Yıkmak Yerine, Mevcudu Yenilemek

Gayrimenkul sektöründe birçok projeye imza atan Soyak Holding, Mecidiyeköy’de bulunan holding binasını sürdürülebilir kriterler öncülüğünde yeniledi. Binadan, işletme ve bakım prosedürleri, sera gazı emisyonları, ulaşım, iç yaşam kalitesi, kullanılan malzemeler, atıklar, su ve enerji verimliliği gibi konularda çalışmalar gerçekleştirildi. “Mevcut binalarda yapılacak iyileştirmelerle enerji verimliliğine gidilmesine yönelik mevcut holding binamıza LEED sertifikası almak için çalışmalar yürüttük ve var olan binalara verilen LEED sertifikasını alan Türkiye’deki ilk kurum olduk” diyen Soyak Holding CEO’su Emre Çamlıbel ile holding binasının yenileme sürecini konuştuk.

Soyak Holding olarak birçok alanda çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz. Çevre konusunda nasıl bir politika yürütüyorsunuz ve bu değişime nasıl dahil oluyorsunuz? Bugün “ekolojik duyarlılık” bina sektörünün en etkili dinamikleri arasında yer alıyor. Giderek artan çevre bilinci ve sürdürülebilir yaşam kavramının gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer bulması ile insanların yaşadıkları alanlara bakışı da değişiyor. Enerji tasarrufu sağlayan, doğa dostu, konforu ve huzuru ön plana alan yaşam alanları ve konut projeleri tercih ediliyor. Enerji verimliliği ve enerji tasarrufunu ön planda tutan uygulamalar, çevreyi koruyan ve gelecek için yatırımda bulunan projeler ile sektörü bir adım ileriye taşımak; tüm konut firmaları için bir gereklilik haline dönüşüyor. Soyak olarak, 50 yıldır faaliyet gösterdiğimiz gayrimenkul alanında, enerji tasarrufuna destek olacak, tüketicilerimizin yaşamına artı değerler katacak, çevre dostu projeleri uzman ekiplerimizle hayata geçiriyoruz. Uluslararası çevre standartlarını hedef alarak, sürdürülebilir gelişimi destekleyerek, gelecek nesillerin yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlamak için çalışıyoruz.

Türkiye’de ilk LEED – EB sertifikasının sahibi oldunuz. Öncelikle böyle bir projeye yönelmenize neler neden oldu? Süreci bizimle paylaşabilir misiniz?Binaların tüm yaşam döngüsü boyunca yani tasarım, malzemelerin üretilmesi, binanın inşaatı, işletme ve yıkım süreçlerinde çevreye verdikleri etkiler oldukça fazladır. Enerji Verimliliği Kanunu, Binalarda Enerji Performansını Arttırma Yönetmeliği ve kamuoyundaki bilinçle birlikte, her ne kadar yeni yapılan projelerin birçoğunun enerji verimliliği ve sürdürülebilir yaklaşım doğrultusunda yapılıyor olduğunu düşünsek de, 18 milyon olduğu tahmin edilen mevcut bina stokunun bu sisteme entegrasyonunun sağlanması, enerji verimliliği açısından büyük önem taşımaktadır. Yaptığımız çalışmalar yeni enerji üretim tesisi inşa etmek yerine, mevcut binaların enerji verimliliği iyileştirmesinin daha fizible olduğunu göstermektedir. Konuyu irdelemek için örnek olarak ele aldığımız mevcut 7 binadan oluşan bir yerleşkede, yapılacak enerji verimliliği uygulamaları ile elde edilecek enerji tasarrufu, yeni yapılacak enerji tesisi yatırımından 6.6 kat daha etkili olacaktır. Yine aynı şekilde eski binaların yıkılıp enerji etkin yenilerinin inşa edilmesi yerine, mevcut binaların iyileştirilmesinin de (yaşam döngüsü analizine girmeden dahi) çok daha mantıklı ve hesaplı olacağını ortaya koymaktadır.

Karbondioksit gazının dünyadaki salımının yüzde 50’sinin binalara ait oduğunu, enerjinin yüzde 40’ının da binalarda kullanıldığını düşünecek olursak; mevcut binalarda sadece ısıtma verimliliğini artıracak uygulamalarla enerji tasarrufunda yüzde 25’lik bir iyileşme sağlanabilir. Bu iyileşme rakamıyla da, Türkiye enerji konusunda yılda yaklaşık 5-6 milyar dolarlık tasarruf sağlayabilir. Bu yüzden özellikle enerji verimliliği uygulamalarının, gerek çevresel gerek toplumsal gerekse ekonomik açıdan sürdürülebilir bir gelecek için çok kritik olduğunu düşünüyoruz. Bu anlayıştan yola çıkarak, mevcut binalarda yapılacak iyileştirmelerle enerji verimliliğine gidilmesine yönelik mevcut holding binamıza LEED sertifikası almak için çalışmalar yürüttük ve var olan binalara verilen LEED sertifikasını alan Türkiye’deki ilk kurum olduk. Enerji verimliliği ve sürdürülebilir yaşamın geliştirilmesine yönelik yaptığımız çalışmalar sonucu, binalarda çevre dostu ve enerji tasarrufu yapan uygulamaların kurulmasına yönelik sertifikasyon çalışmalarına katıldık ve Holding binamıza, LEED (Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik) sertifikasını almaya hak kazandık. Birçok kritere göre yapılan inceleme sonucu yeşil bina standartlarına uygunluğu tespit edilen binamıza aldığımız LEED Gümüş sertifikası ile Türkiye’de “var olan binalar kategorisinde” LEED Gümüş sertifikası alan ilk kurum olma unvanını elde ettik. Bununla birlikte, Leventte geliştirmekte olduğumuz 44 katlı ofis projemiz için de LEED sertifikasına başvurduk ve ön sertifikalandırma sürecini tamamlayarak, Gümüş LEED sertifikamızı aldık.

LEED – EB sertifikasını almak için Soyak Holding binanızda ne gibi çalışmalar yaptınız? Hangi kriterleri yerine getirdiniz?Türkiye’de mevcut binalar kapsamında enerji verimliliği etüt çalışmaları gerçekleştirmek detaylı bir çalışma sürecini gerektiriyor. Bu süreç içerisinde bina, etrafındaki arazisi ile birlikte oldukça kapsamlı şekilde değerlendirilmeye alınıyor. İşletme ve bakım prosedürleri, sera gazı emisyonları, ulaşım, iç yaşam kalitesi, kullanılan malzemeler, atıklar, su ve enerji verimliliği gibi konular ele alınıyor. Biz de bu konuda bir çalışma takımı oluşturduk. Bu takım, LEED-EB Sertifika sürecinin gerektirdiği yaşam ve teknik koşulları Holding Binası kapsamında belirledi.

LEED – EB sertifikasını almak için Soyak Holding Merkez Binası’nda aşağıdaki uygulamalar yaptık:

• Bireysel araçlarıyla işe gelen bina kullanıcısı sayısı, toplu taşıma ve servis araçları kullanımı teşvik edilerek azaltılmıştır. Böylece yakıt kullanımına bağlı hava kirliliği azaltıldı. Bina kullanıcılarıyla yapılan alternatif ulaşım anketi sonuçlarına göre Soyak Holding Merkez Binası kullanıcılarının %70’i işe bireysel araçlarıyla gelmiyor.

• Bina dışındaki tüm aydınlatma armatürleri gece gökyüzüne ışık yaymayacak şekilde tasarlanmış modellerle değiştirilerek gereksiz aydınlatma kirliliği önlendi.

• LEED’in kullanım suyu ve atık su azaltımı ile ilgili maddeleri uyarınca tüm binada yüksek tasarruflu su armatürleri ve sıhhi tesisat seçilerek, su tüketiminde %40 tasarruf sağlandı.

• Bina çevresi peyzajında yerli bitki türleri ve tasarruflu sulama metotları seçilerek, sulama amaçlı kullanılan suda %80 tasarruf elde edildi.

• Binanın ana enerji harcayan sistemlerini denetleyen kapsamlı bir enerji etüdü yapıldı. Bir ayı geçen ölçümleme süreci ve sonrasında da bir aylık değerlendirme süreci sonunda binada uygulanabilecek en etkin enerji tasarrufu önlemleri belirlendi. Buna göre birtakım enerji tasarrufu projeleri geliştirildi ve uygulamaya konuldu. Soyak Holding Merkez Binası ABD menşeli EPA Energy Star Enerji Performansı Puanlama Sistemi’ne göre 77 puan kazanmayı başardı.

• Soyak Holding Merkez Binası’nda Montreal Protokolü’ne uygun biçimde ozon tabakasına zarar vermeyen ve iklim değişikliğine neden olmayan gazları içeren soğutucular kullanılıyor.

• Bina karbon ayak izinin belirlenmesi amacıyla, Soyak Holding Merkez Binası’nın sera gazı emisyonları ISO 14064 ve 14065 standartlarına göre hesaplandı.

• LEED sertifikalandırma sürecinde Soyak Holding Merkez Binası’na alınacak tüm sarf malzemeleri, dayanıklı ürünler, bina içinde kullanılacak inşaat ve tadilat malzemeleri ve düşük cıva içeren lamba satın almalarında uyulmak üzere Sürdürülebilir Satın Alma Politikaları oluşturuldu. Örneğin, LEED sertifikalandırma sürecinde binaya alınan tüm dayanıklı elektronik ürünlerin %87’sini sürdürülebilir ürünlerden oluştuyor.

• LEED sertifikalandırma sürecinde düşük cıva içeren lamba satın alma politikası uygulanması sonucu lümen saat başına ortalama 30 pikogram cıva miktarı elde edilerek, LEED’den “mükemmel performans” değeri elde edildi.

• Atık Etüdü yapılarak, binadan çıkan tüm atık türleri ve miktarları saptandı. Bina kullanımı sonucu ortaya çıkan atıkların azaltılması, atık ayrıştırma ve geri dönüşümün arttırılması için fırsatlar değerlendirildi ve gerekli önlemler alındı.

• Atık Etüdü sonuçlarına göre atık yönetimi stratejileri geliştirildi ve:

-Sarf malzemesi atıklarının %50’den fazlası

-Dayanıklı ürün atıklarının %90’dan fazlası

-Bina içi tadilat atıklarının %70’ten fazlası ayrıştırıldı ve geri dönüşüme gönderildi.

• Bina içi ve çevresi için “Yeşil Temizlik” Politikası oluşturuldu ve buna göre bina kullanıcıları ve hizmetli personelin hava kalitesini bozan, insan sağlığına ve bina kısımlarına zararlı zehirli kimyasallara maruz kalmasının önüne geçildi.

• Bina Kullanıcı Konfor anketi yapılarak, bina kullanıcılarının termal konfor, akustik, iç ortam hava kalitesi, ışıklandırma seviyesi, bina temizliği konularında şikayetleri belirlenmiştir. Buna göre Soyak Holding Merkez Binası’nda iç ortam hava kalitesi ve kullanıcı konforunu arttırmaya yönelik gerekli önlemler alınmıştır.

Günümüzde gayrimenkul sektöründe birçok çevreci yaklaşım dikkat çekiyor. Özellikle bireylerin, çevreye daha duyarlı konutlarda yaşama istekleri de giderek artıyor. Gayrimenkul sektörünün önemli bir yatırımcısı olarak bu tip taleplerle karşılaşıyor musunuz? Eğer karşılaşıyorsanız taleplerin karşılanması konusunda neler yapmayı planlıyorsunuz? Soyak olarak, geliştirdiğimiz konut projelerinde sosyal, çevresel ve toplumsal sorumlulukla hareket ediyoruz. Hayata geçirdiğimiz projelerde uzman ekiplerimizle, sulama sistemlerinden ısıtma ve aydınlatmaya uzanan geniş yelpazede enerji verimliliği sağlamayı hedefliyoruz.

Çevre dostu uygulamalarla, daire sahiplerinin ev ekonomisine katkı sağlarken, doğal yaşamı korumayı da sürdürüyoruz. Konut projelerinde yaptığımız çalışmaların yanı sıra, geliştirdiğimiz ofis projelerinde ve kurum içi çalışmalarımızda da farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Kurum kültürümüzü hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza taşıyarak tüm Soyaklıları sürdürülebilir yaşamı desteklemeye çağırıyoruz. Sonuç olarak müşterilerimiz bize böyle bir taleple gelsin ya da gelmesin, projelerimizde sürdürülebilir yaşam için en uygun olanı sunmaya ve kendimizi sürekli bir adım öteye taşımaya çalışıyoruz.

Yapı sektörünün sürdürülebilir gelişimi için özel sektör ve devlet organlarının birlikte çalışması gerekiyor. Yasaların sektörel yatırımları teşvik etmesi, devletin sağlayacağı teşvik kredileri ve benzeri uygulamalar akla ilk gelenler. Bu süreçten devlet organlarından neler bekliyorsunuz?2009’da yürürlüğe giren enerji verimliliği kanunu ve “Binalarda Enerji Performansı” (BEP) Yönetmeliği kapsamında yeni yapılacak tüm binaların ruhsat alabilmeleri için asgari enerji verimliliği uygulamalarını yapması zorunlu kılınıyor. Bu da artık gelecekte, daha az karbon salımı ve daha verimli enerji kullanımıyla sürdürülebilirlik konusunda 2009 sonrasında bir takım önlemler alındığına dair oldukça önemli bir adımdır. Ancak 2009’dan önce yapılan binaların bir çoğu bu kanun kapsamına girmediğinden dolayı, enerji verimliliği konusunda zayıf kalıyor. Bu binalara enerji verimli uygulamaların adapte edilmesi ve mevcut binaların dönüştürülebilmesi için devlet desteğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Böyle bir çalışmanın başlatılabilmesi için bireysel olarak hareket etmek yerine bir teşkilatlanmaya gitmek hem çalışmaların doğru ve hızlı ilerlemesi, hem de denetime tabi olması açısından gereklilik arz ediyor.

Üyesi olduğunuz Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği de günümüzde yapı sektörünün sürdürülebilir kalkınması sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneğı’nin sürdürdüğü çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?Türkiye gayrimenkul sektöründe sürüdürülebilir yaşam ve çevreci binalar anlamında yol gösterici olarak çalışan çok fazla dernek bulunmuyor. Bu noktada Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği tarafından yürütülen çalışmaları hem sektör oyuncularının önünü bu anlamda açmak ve farkındalık yaratmak, hem de Türkiye’nin geleceğinde daha bilinçli yapılanmalar olmasını sağlamak açısından takdire değer bulduğumuzu belirtmek isteriz.

Sürdürülebilirlik ve çevreye duyarlılık konusunda yaşanan değişim için kişisel olarak neler öngörüyorsunuz? Günümüzde artık kurumlardan bireylere doğru yayılan ve yavaş yavaş bireysel bir algı olarak karşımıza çıkmaya başlayan sürdürülebilir ve çevreci yaşam olgusu, geleceği daha yaşanabilir kılmak adına atlanacak en zor eşiklerden bir tanesi. Çünkü bildiğimiz ve geçmişten bugüne deneyimlediğimiz gibi bir işi başarma yolunda atılacak en önemli adım ortak bir bilinç oluşturmak. Bu bilincin toplumun tabanına yayılmaya başladığını görüyor olmak da elbette çok sevindirici. Tüketicilerde oluşan bu bilinç sayesinde yakın bir gelecekte bütün şirketler iş planlarını bu hassasiyetle yapmak durumunda kalacaklardır. Bu da sürdürülebilir yaşamın sağlanmasında önümüzü açacaktır.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)