EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

​Bina Akustiğinde Yeni Dönem​

Geçmişte kültür yapıları veya stüdyolar gibi özel alanların dışında yeterince önemsenmeyen akustik performans, bugün çok farklı fonksiyonlara sahip bina tipolojilerinde de (konut, ofis, eğitim, sağlık, adli veya idari, rekreasyon, otel, ticari, endüstriyel, vb. ) aranan bir özellik olmuştur.

Türker Talayman

Yapı fiziği alanı içerisindeki alt başlıklardan olan bina akustiği konusu ülkemizde son dönemde gelişen, üzerinde daha çok çalışılan, kullanıcıların taleplerinin yoğunlaştığı ve buna bağlı olarak da resmi düzenlemelerin yapıldığı bir alan halini almıştır. Geçmişte kültür yapıları veya stüdyolar gibi özel alanların dışında yeterince önemsenmeyen akustik performans, bugün çok farklı fonksiyonlara sahip bina tipolojilerinde de (konut, ofis, eğitim, sağlık, adli veya idari, rekreasyon, otel, ticari, endüstriyel, vb. ) aranan bir özellik olmuştur. Bunun yanı sıra yeni gayrimenkul projelerinde karma fonksiyonların daha çok tercih edilir olması aynı zamanda farklı akustik ihtiyaçları karşılayacak detayların bir arada kurgulanması gerekliliğini de ortaya çıkarmıştır. Öte yandan yerli yapı malzemesi üreticilerinin çoğalması ve ürün yelpazelerinin genişlemesi, özel olarak yapı projelerinde akustik uygulamalar konusunda özelleşmeye başlamış ekiplerin varlığının ve toplam uygulama kalitesinin artması pazarın da gelişmesinde önemli bir katkısı olduğu açıktır. 

Ancak son tahlilde daha çok önem arz eden konu kentli yaşam içerisinde hayatlarını devam etmekte mecbur olan bireylerin yani yapıların son kullanıcılarının gürültü ile ilgili farkındalığının artması ve doğru çözülmesi talep edilen bir olgu halini almasıdır. Akustik konfor olarak adlandırılan kavram içerisinde temel olarak herhangi bir yapıyla veya yapı birimiyle etkileşimde olan birey için gürültü ve titreşim denetimi başta olmak üzere hacmin içerisindeki akustik şartların da ilgili fonksiyon uyarınca doğru bir şekilde sağlandığı minimum şartlar düşünülmelidir. Konfor olarak tarif edilen bir düzeyin en üst düzey performansı tarif etmemesi gerektiği, ancak asgari oranda birey için rahat, huzurlu olan; itici ve yorucu olmayan bir düzeni ifade etmesinin kabulu konunun hemen başında doğru bir sınıflandırma olacaktır. Buradan hareketle bireyin algılayacağı konfor düzeyinin işitsel anlamda en azından asgari düzeyde doğru şekilde planlanması ve planlamanın uygulamaya geçirilmesi yapıya bağlı akustik konforu beraberinde getirecektir. 

Temel olarak akustik bağlamında değerlendirmeler öznel bazı durumları içermekle birlikte, kişilerin içerisinde veya maruz kaldıkları ortam içerisinde kendilerini işitsel anlamda rahat hissettikleri, fonksiyona göre sesin anlaşılabilirliğinin veya gizliliğinin doğru düzeylerde olduğu, bulundukları ortamı istemli veya istemdışı olarak terk etme isteğini oluşturmayan, ortam değişikliği yaşandığında işitsel ve düşünsel olarak yorulmuş olduklarını hissetmeyecekleri, temel çözümleri uygulanmış alanlar akustik konfora sahip yapılar olarak belirtilebilecektir. Bu konfor düzeyinin üzerinde bir performans sunan, örneğin içerisindeki bir konseri veya sanatsal etkinliğin etkisini artıracak yönde özelliklere sahip mekanlar doğal olarak sağladıkları katma değer itibariyle nitelikli yapılar olarak sınıflandırılacaklar, bu özellikleriyle öne çıkacaklardır.

Türker Talayman, Talayman Akustik Müh.Ltd. Kurucu Ortağı, 
MSGSÜ Yarı Zamanlı Öğretim Görevlisi

Yapıların genel performansı açısından akustik konforun bir artı özellik olarak algılanmaması, asgaride sağlanması gerekli olan bir nitelik olduğunun üzerinde durulmalıdır. Akustik konforun olmadığı ortamlara maruz kalan kişilerde bazı sorunlar gözlemlenmektedir. Bunlar genel gürültü ve titreşim düzeyine ek olarak toplam maruziyet süresiyle ilişkili olarak en hafifinden verimliliğin azalması ve konsantrasyon düşüklüğünden başlayarak psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara doğru giden bir ölçekte karşılaşılan sorunlardır.  Buna ilişkin mimarlık ve yapı tekniğiyle ilişkili diğer çalışma kollarının eğitiminde vurgu yapılmalı ve gerekli önem verilmelidir. Aynı zamanda pratik bir alan olması itibariyle yapı tekniği içerisinde hakettiği önem verilmeli ve uygulamanın doğru ve kaliteli bir şekilde gerçekleştirilmesine azami çaba sarfedilmelidir. 

Yeni Yönetmelik

Bu noktada T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ülkemizin ekonomik olarak lokomotifi durumundaki yapı sektörünün mevcut durumdaki mevzuatları açısından eksiklikleri görülmüş, bu konuda inisiyatif alınmıştır. 2017 yılına kadar yasal mevzuat açısından gürültü konusuyla ilgili tek yönetmelik yine aynı bakanlık çatısı altında hazırlanmış olan ‘Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği (ÇGDYY)’ adı ile yayınlanan mevzuattı. Halihazırda etkin olan ÇGDYY bina veya tesislerin çevresel gürültü ile ilişkileri, gürültü emisyonları gibi daha çok yapı dışındaki olaylarla ilgilenmektedir. Dış gürültülere bağlı olarak kapalı hacimlerin içerisinde hedeflenecek geri plan gürültü düzeyleri ifade edilmektedir. Ancak yapıların içerisindeki bağımsız birimleri arasında veya bina servislerine bağlı gürültü sorunlarıyla ilgili konular bu yönetmelikte yer almamaktaydı. Dolayısıyla Bakanlık binalarda gürültü denetimine yönelik bir yönetmelik hazırlanması konusunu gündeme almış ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ile protokol yapılarak hazırlıklara başlanmıştır. Sayın Yrd.Doç.Dr. Nurgün Tamer Bayazıt yürütücülüğünde yapılan detaylı çalışmalar, taslakların akustik uzmanları, meslek odaları, üretici dernekleri gibi ilgili paydaşlarca incelenmesi, değerlendirilmesi ve ek olarak geniş katılımlı çalıştaylar ile yürütülen önemli çalışmalar sonucunda ‘Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik (BGKKHY)’ hazırlanarak 31/5/2017 tarihli ve 30082 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihi 31/5/2018 olarak belirtilmiştir. 

‘Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik (BGKKHY)’ konuyla ilgili çok detaylı içeriği olan, üzerinde dikkatle çalışmalar yapılmasını gerektiren, tüm yapı sektörü paydaşlarına görevler atfeden kapsamlı bir düzenlemedir.

Artık etkin bir mevzuat olarak değerlendirilmesi gereken ‘Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik (BGKKHY)’ konuyla ilgili çok detaylı içeriği olan, üzerinde dikkatle çalışmalar yapılmasını gerektiren, İdarelerden yatırımcılara, yapı sahiplerine, akustik uzmanlarına, mimarlara ve mühendislere, üreticilerden yüklenicilere kadar tüm yapı sektörü paydaşlarına görevler atfeden kapsamlı bir düzenlemedir. Yönetmelik kapsamı sadece önemli sorun ve dolayısıyla şikayetlerin yaşandığı konutlarla sınırlandırılmamış olup tüm yapı tipolojilerini kapsayan bir mevzuat olarak düzenlenmiş durumdadır. BGKKHY’ye göre Konut Binaları, Eğitim Tesisleri, Sağlık Tesisleri, Büro ve İdari Binalar, Konaklama Tesisleri, Yurt Binaları, Kültürel Tesisler, Ticari Tesisler, Terminaller, Dini Tesisler, Eğlence ve Spor Tesisleri, Sanayi Tesisleri ana yapı işlevleri olarak ele alınmıştır. Her bir bina işlevi altında öne çıkan mahal tipleri sıralanmış, yönetmeliğin teknik bölümlerinde her bir işleve ve mahal tipi için akustik performans niteliklerine yer verilmiş, bunların kendi aralarındaki Komşuluk İlişkileri üzerinden kriterler oluşturulmuş durumdadır. 

Mevzuat gereğince her projenin yapı ruhsat izin başvurusu sırasında projeye yönelik olarak hazırlanmış ve yönetmelikçe belirtilen asgari şartları sağlamış detayları içerir bir Akustik Rapor proje seti eki olarak teslim edilmesi gerekmektedir. Yönetmeliğin işlerliğini kolaylaştırabilmek adına konvansiyonel sayılabilecek, küçük yapı projeleri için Akustik Rapor şartı aranmaktadır. BGKKHY Madde 5.(5) uyarınca rapor şartı aranmayacak yapı tipleri şu şekilde tarif edilmiştir: Bodrum katı ve çatı arası dışında en çok dört katlı konutlar ile yalnızca bir bodrum katın inşaat alanı hesaba katılmaksızın toplam inşaat alanı 2.000 metrekareyi geçmeyen yapılardan merkezi iklimlendirme sistemi bulunmayanlar için akustik uzman tarafından akustik proje hazırlanması şartı aranmaz. 

Bu tarif dışındaki tüm yapı projeleri için yönetmelik uyarınca Akustik Raporu’nun hazırlanması şart olup, bunun için yetkilendirilmiş Bina Akustiği Uzmanları görev alabileceği belirtilmiştir.

Bina Akustiği Uzmanlığı

Kapsamlı ve yoğun bir yönetmelik olan BGKKHY’nin mimar ve mühendislerce özümsenmesi, konuya yeni olanların Bakanlık tarafından yetkilendirilecek resmi kurumlarca düzenlenecek eğitimlere katılmaları ve eğitim sonundaki sınavlardan başarılı olmaları, görece konuyla ilgili daha tecrübeli olan ve/veya akademik çalışmaları olanların ise doğrudan sınava girerek başarılı olması durumunda ‘Bina Akustiği Uzmanı’ sertifikası ile yetkilendirilmesi ve bu alanda yasal çalışmalar yürütmesi esastır. BGKKHY kapsamında düzenlenecek Sertifika Eğitim programlarına dair Tebliğ 12/04/2018 tarihli ve 30389 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Detaylı olarak hazırlanmış olan Tebliğ söz konu sertifika programlarını düzenleyebilecek kuruluşların niteliklerini, eğitime başvuracak adaylarda aranan meslek grubu gibi gerekli ön şartları, eğitim programlarının içerikleri ve başarı şartları açık bir şekilde belirtilerek düzenlenmiştir. Yazının hazırlandığı günlerde henüz eğitim konusunda yetkilendirilmiş bir kuruluş bulunmaması ve sınav açılmamış olması itibariyle sertifikalandırma işlemi yapılmamış durumdadır. Bakanlık bu konuyla ilgili çalışmalarını ilgili Türk Akustik Derneği, üniversite ve meslek odaları gibi kurumlarla yürütmektedir.

Geçiş Dönemi

BGKKHY’nin mevzuatı gereği yürürlüğe 31/05/2018 tarihinde girmiş olması ancak diğer taraftan sertifikalandırma sürecinin başlamamış olması itibariyle yürürlük tarihinden itibaren bir boşluk oluştuğu görülmüştür. Belediyelere yapılan yeni yapı ruhsat izni başvurularında daha önce belirtildiği gibi proje setinin eki olarak Akustik Rapor sunulması şartı bulunmaktadır. Ancak henüz sertifikalandırma yapılamadığı için bu sıkıntıyı aşabilmek adına Bakanlık tarafından ilave bir tebliğ yayınlanarak geçiş sürecindeki olası ruhsat izin başvurularındaki sıkıntıların aşılması hedeflenmiştir. Söz konusu Tebliğ 31/05/2018 tarih ve 30437 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 

Ülkemizde uzun zamandır eksikliği hissedilen binalarda gürültü denetimi konularını düzenleyen bu kapsamlı ve yenilikçi Yönetmeliğin önemli bir açığı dolduracağı, yapı kalitesini ve en önemlisi kullanıcılar açısından akustik konforu garanti edeceği açıktır. 

Buna göre bir bodrum katı ve çatı arası hariç yediden fazla katlı konutlar, toplam inşaat alanı 2.000 metrekareyi geçen ikiden fazla katlı konut dışı binalar, Yönetmelik’te verilen bina işlevlerinden birden fazlasını içeren binalar, konser ve dinleme salonları gibi özel akustik tasarım gerektiren kullanımları içeren binalar, Yönetmelik kriterlerine göre A veya B akustik performans sınıfını hedefleyen binalar dışında kalan tüm binalar için proje müellifi veya akustik uzman tarafından mimari akustik raporu düzenlenebileceği belirtilmiştir. 

Akustik Malzemeler, Akredite Testler, Hesaplamalar

Projelere yönelik yapılacak akustik çalışmalarında BGKKHY uyarınca yapı malzemelerinin akredite akustik laboratuvarlarda yapılmış test sonuçlarının üreticiler tarafından sağlanması gerekmektedir. Akustik uzmanları hesaplamalarında bu güvenilir akredite test sonuçlarını temel alıp, TS EN ISO 12354 standardı alt bölümleri uyarınca hesaplamalar yaparak Yönetmelikçe yeni yapı tipleri için belirlenmiş olan en düşük akustik performans sınıfı olan ‘C Sınıfı’ değerlerini yerinde sağlayabilecek detayların geliştirilmesini gerekmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda hazırlanacak Akustik Rapor içeriğinde BGKKHY’nin öngördüğü şekilde; mekânların, gürültüye hassasiyet ve gürültülülük yönünden birbirleri ile olan ilişkilerine ve ses iletim yollarına (hava doğuşlu ve darbe sesi)  ait analizleri; hedeflenen akustik kalite ve yalıtım sınıfına göre uygulanacak sınır değerleri; bu değerlere ve analizlere göre mimari ve/veya tesisat projelerinde gösterilecek yapı elemanları ve bileşenleri ile noktasal birleşim detaylarına yer verilmesi beklenmektedir.

Sonuç

Ülkemizde uzun zamandır eksikliği hissedilen binalarda gürültü denetimi konularını düzenleyen bu kapsamlı ve yenilikçi Yönetmeliğin önemli bir açığı dolduracağı, yapı kalitesini ve en önemlisi kullanıcılar açısından akustik konforu garanti edeceği açıktır. Ayrıca halihazırda bina akustiği konularında çok az sayıda yetişmiş eleman bulunması itibariyle gerekli eğitim imkanlarının ortaya konması, bu nitelikli konuda yeni mimar ve mühendisler için bir gelişim ve özelleşme alanı yaratılması oldukça önemlidir. Mevzuatın yeni olması itibariyle bazı idari aksaklıklar göze çarpsa dahi BGKKHY’nin uygulamaya geçmesiyle birlikte yapı fiziği açısından daha nitelikli, konforlu binalar üretileceği ve kullanıma açılacağı açıktır. 

Bunun sağlanabilmesi ve asıl hedefe hızla erişilebilmesi için konuyla ilgili tüm paydaşların (Bakanlık ilgili birimleri, üniversiteler, resmi kurumlar, yapı sahipleri, mimar ve mühendisler, akustik uzmanları, yükleniciler, proje yönetim firmaları, malzeme tasarım ve imalatı gerçekleştiren firmalar, uygulamacılar, vb.) konuyla ilgili olarak bu geçiş döneminde gerekli çalışmaları BGKKHY ışığı altında koordinasyon içerisinde gerçekleştirmesi gerekmektedir.



Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)