Malzeme Sektörü Kendini Geliştiriyor

Nurus Sponsorluğunda hazırlanmıştır...

OSO MİMARLIK

Okan Bayık, Serhan Bayık, Ozan Bayık

Malzeme sektörü her geçen gün gelişen bir sektör. Neredeyse yetişmekte zorlandığımız bir gelişme gösteriyor. Çok fazla malzeme var ama tabii ki bizim görevimiz bu malzemeleri bilmek ve tanımak. Ne kadar çok tanırsak işlerimizde de o kadar çok yer vermeye çalışıyoruz. 

OSO Mimarlık’ı tanıyabilir miyiz? 

OSO Mimarlık üç kardeş olarak kurduğumuz bir aile şirketi. Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık bölümünü, kardeşlerim Okan Bayık, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünü, Ozan Bayık ise Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirdik. İstanbul’da aldığımız eğitimler sonrasında farklı mimarlık ofislerinde iş deneyimleri edindik. 2007 yılında ise OSO Mimarlık faaliyete girdi. Aslında bir yapının hayata geçirebilmesi için birbiri ile oldukça ilişkili 3 disiplini - mimari, iç mimari, inşaat mühendisliği - bünyemizde toplayarak; tasarım, danışmanlık, proje geliştirme ve yönetimi, uygulama, kontrol ve taahhüt hizmetleri vermekteyiz. OSO Mimarlık olarak gerek yurtiçi gerekse de yurtdışında farklı büyüklük ve çeşitlilikte projeler gerçekleştiriyoruz.

Temel üç disipline kendi bünyemizde sahibiz ve bunun çok önemli bir avantaj olduğunu görüyoruz. Bizim açımızdan ve işveren açısından olumlu sonuçlar doğuruyor. Çünkü bir projenin mimari, iç mimari ve statik çözümlerini aynı ofis içerisinde çözebiliyoruz. Dolayısıyla oluşabilecek tüm problemler tek noktada çözülmüş oluyor. Bu durum işverene önemli bir zaman ve maliyet kazancı da sağlıyor. 

Loremen, Suudi Arabistan

Genel olarak OSO Mimarlık kurulduğu günden bu güne her ne kadar üç disiplini bir arada bulunduruyor olsa da, piyasa bizi ağırlıklı olarak iç mekân, özellikle de ofis tasarımlarına yönlendirdi. Bu işleri projelendirmenin yanı sıra uygulama tarafında da bulunuyoruz. Faaliyetlerimizin yaklaşık %60’ı sadece proje, %40’ı ise proje ve uygulama şeklinde gerçekleşiyor. Uygulama alanında sadece projesini kendi tasarladığımız işleri yapıyoruz. Daha çok tasarımı seviyor ve her bir projede farklı şeyler ortaya çıkarmaya gayret ediyoruz. O projenin özelliğine ve ruhuna uygun tasarımlar yapmak için oldukça yoğun bir süreç geçiriyoruz. Genellikle ofis projesi çalıştığımız için ve ofislerin genel ihtiyaçları çok belirgin olduğundan illaki benzerlikler de oluyor. Tefriş, toplantı odaları gibi gereklilikler aynı olunca çok büyük çeşitlilikler yaratamasak da biz onu mümkün olduğu kadar farklılaştırmaya çalışıyoruz. Aslında farklılık yapalım diye yola çıkmıyoruz; sadece ofisin faaliyet alanına uygun tasarım çizgileri yaratmaya çalışıyoruz. 

Bilişim Vadisi- Yönetim Katı ve Ortak Alanlar

İç mimari proje üretirken tema belirlemek yapı mimarisine göre daha mı zor gelişiyor? Nasıl bir yol izliyorsunuz?

Evet daha zor olduğunu söyleyebiliriz aslında. Emek itibariyle iç mimari proje daha çok zaman alıyor. Daha fazla malzeme çeşidi, detay ve ilişki kurmaya çalıştığınız kombinasyon var. Mimari projelerde bu kadar olduğunu düşünmüyorum yalnızca cephe ile ilgili çalışma kombinasyonları gelişiyor. Yapı mimarisi daha ziyade bilim ve fenni özellikler arz ediyor. Ama iç mimari projeler ağırlıklı olarak insanların kişisel beğenilerine hitap ettiği için onları yakalamak daha zor oluyor. Bir başka zorluk ise; işveren iç mimaride kendine çok söz hakkı bulabiliyor ama mimaride bu pek mümkün olamıyor. Mimari işler yönetmeliklerden dolayı kendi sınırlarına sahip ve mimar bu yasalara uygun iş yaptığı sürece işveren proje detaylarına müdahil olamıyor. Bu nedenle iç mimari projlerde süreç uzuyor dolayısıyla maliyet artıyor. Bu nedenle iç mimari proje bedellerinin daha yüksek olması gerektiğini düşünüyorum. 

Kurumsal firmalara konsept oluştururken işveren ile aranızdaki süreç nasıl işliyor?  

İç mimari proje tasarlamak güzel sanatlarla ilgili bir konu. Tasarım, renk, biçim, form gibi kreatif çok fazla konuyu içinde barındırıyor. Bireysel alışverişlerimizde belki yirmi mağaza gezer en beğendiğimizi satın alabiliriz ama bizim işverene yirmi farklı proje sunma imkânımız yok. Bir tane konsept çıkarıyoruz. Bir taraftan da işin ticari yönü var. Hukukta bedii vasfı diye bir kavram vardır. Bireyden bireye farklılık gösteren değerleri anlatır bu kavram. Bu beğenilerin doğrusu yoktur, herkesin doğrusu kendine göre değişir. Doğru bir proje yapmış olsanız bile beğendirmek ve hitap etmek kısmı zor bir konu. Biz prensip olarak ev projesi yapmıyoruz mesela çünkü ev projelerinde süreç çok daha uzun oluyor. 

Sütaş Genel Müdürlük Ofisi

Endüstri 4.0 kavramı ile yaşanan gelişmelerin geleceğin ofislerine etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Endüstri 4.0’ın altını dolduran yapay zeka, nesnelerin interneti, artırılmış gerçeklik, 5G Teknolojileri, nanoteknoloji, 3D yazıcılar, dronlar gibi geniş çapta gelişen teknolojilerin hayatımızın her alanına girmesiyle, iş dünyası ve çalışma alışkanlıkları bambaşka boyutlarda yeniden biçimlenecek. Ofis mekânlarının da bu gelişmeler doğrultusunda “sıklıkla değişebilirlik” yeteneğine sahip olacak şekilde evrilmesinin kaçınılmaz olduğu söylenebilir.
Klasik yöntemlerle yapılan duvarların yerini daha inovatif yöntemler kullanılarak yapılacak mekanik duvarlar alacak. Zaman kaybetmeden basit bir şekilde mekânların boyutlarıyla istediğimiz gibi oynanabileceğimiz teknolojiler hayatımıza dahil olacak. Bugün bile bazı şirketlerde çalışanların sabit masaları yok. Çok yakın gelecekteki ofislerde de bu kullanımın artacağına, kişilere özel masalar yerine, genele hitap eden yerlerin çoğunlukta olduğu; çalışanların istediği yerde oturabildiği, hatta sosyal alanların da çalışma amaçlı kullanımının artarak devam ettiği ofisleri gözlemleyeceğiz. Hatta ofislerde kullanıcılara ait yüz tanıma teknolojisi ile birlikte, diledikleri oda sıcaklıkları, havalandırma ayarları, aydınlık değerleri masa ve sandalyeleri bile otomatik olarak ayarlanabilecek. 

Transbatur Ofis

Ülkemizdeki yapı malzemeleri sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Malzeme sektörü her geçen gün gelişen bir sektör. Neredeyse yetişmekte zorlandığımız bir gelişme gösteriyor. Çok fazla malzeme var ama tabii ki bizim görevimiz bu malzemeleri bilmek ve tanımak. Ne kadar çok tanırsak işlerimizde de o kadar çok yer vermeye çalışıyoruz. Her yaptığımız işin farklı olmasını istediğimiz için malzeme tercihlerimizi de olabildiğince geniş bir yelpazede değerlendiriyoruz. Fuarlar ve yayınlar aracılığıyla malzemeler hakkında detaylı bilgiye sahip oluyoruz. Son 5-6 yıldır ekolojik ve sürdürülebilir malzemeler daha fazla yaygınlaştı ve biz de onları daha çok tercih etmeye başladık. Bu alanda yer döşemesinden kumaşa kadar çok ciddi bir değişim yaşandı ve yaşanmaya devam edeceğini düşünüyorum. Biz de bu değişime adapte olmak anlamında malzeme ile aramızda uçurum oluşturmadan takip ederek denemeye çalışıyoruz, yeniliklere yer vererek hayata kazandırıyoruz. 

Kullanmayı çok sevdiğiniz, favori bir malzemeniz var mı?

Belki çok klasik gelecek ama projelerimizde ağacı kullanmayı çok seviyorum.  Ağaç doğal bir malzeme ve oldukça sıcak geliyor bana. Masif ya da kaplama olabilir, genel olarak hepsini sevdiğimi söyleyebilirim.

Transbatur Ofis

Malzeme sektörü son yıllarda yeşil sertifika sistemlerine yatırım yapıyor. Bu sertifikalar uygulama aşamasında ve uygulama sonrasında beklenen karşılığı buluyor mu?

Cevabım çok net olmayacak çünkü cevabını ben de tam bilmiyorum. Bu malzemeler piyasaya ilk sürüldüğünde bir pazarlama yöntemi olduklarına dair şüphelerim vardı. Zaman içerisinde hepimiz bilinçlendik ve malzemeleri daha yakından tanıyıp kullandıkça faydalarını gördük. Doğal dengenin korunması açısından bu bilincin daha da yaygınlaşması gerektiğini düşünüyorum.  

Bütçe kısıtlaması olmadan özgürce hayata geçirmek istediğiniz bir hayali projeniz var mı?

Öyle bir proje hiç düşünmedim açıkçası. İnsanın hayal gücü çok zengin, bütçe kısıtlaması olmasa daha farklı malzemelere yer vermek ister. Biz ne yaparsak yapalım hep bir kutunun, sınırın, çemberin içinde olmak zorundayız. O da bütçe meselesinden dolayı. Konu ve proje ismi veremesem de öyle bir çalışmanın içerisinde bulunmayı çok isterim. Yurtdışında bilinen mimarların projelerine baktığımızda mesela Zaha Hadid’in çok büyük bütçeli işleri var ve ortaya çok güzel projeler çıkıyor. Ya da Norman Foster projeleri… Ama bu işler inanılmaz bütçeler ile gerçekleşiyor.

Ülke olarak kötü bir yılı geride bıraktık. Mesleki anlamda önümüzdeki dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası ileriye yönelik bir şeyler söylemek zor… Bu konuda her zaman temkinli olmayı tercih ediyorum. Maalesef 2019 yılının da çok iyi geçmeyeceğini öngörüyorum. Aslında belki de sağlıklı olan bu süreçlerden geçmek, çünkü; mimari ya da iç mimari projelerde, sınırların çizilmediği ve gereğinden fazla işlerin yapıldığı projelere şahit oluyoruz. Belki bu süreç daha ayağı yere basan ve gerçek ihtiyaçlara yönelik işler yapılmasına vesile olur. Öyle olmasını umuyorum.

Transbatur Ofis

Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)