EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Salgınla Beraber Tüm Bina Tipolojilerinde Değişim Kaçınılmaz

Toplumların ihtiyaç ve hedefleri değiştikçe mimari planlar ve mekân tipleri de sorgulanmaya devam ediyor. Bu çatışmadan ise yapısal açıdan inovatif fikirler doğmaya başlamış durumda. Cevapların nasıl şekilleneceğini, toplumun günlük hayatın farklı alanlarında yaşayacağı değişimin temelleri belirleyecek. İhtiyaç ve mekân yönetimine dair ihtiyaçlar üzerinde yapılan mevcut öngörülerin bu süreçte bir sınavdan geçmesi bekleniyor demek yanlış olmaz.

Pandemi dolayısıyla geçtiğimiz aylar, mevcut mimari tiplerin çoğunun eleştirel bir gözle ele alınmasına şahit oldu. Amaç, bir yandan yakın gelecekte salgın temelli ihtiyaçların nasıl karşılanabileceğine yanıt ararken diğer yandan da bu değişimin teknolojik gelişim ve hayat tarzlarında yapılacak yeniliklerle nasıl desteklenebileceğini ortaya koymak. Sağlık temelli yaşadığımız kriz geçtikten sonra konut ve çalışma mekânlarını kapsamlı bir değişiklik bekliyor.

Konutlar

Geçtiğimiz yıllarda birçok konut projesinin planlarında ortak kullanıma açık tesislere yer verilmeye başlandı. Topluluk merkezli bir modele doğru yaşanan bu değişim sürdürülebilirlik algısı ve ortak ekonomiye doğru ilerleyiş hızlandıkça ortaya çıkan yeni kolektif konut projesi tipleriyle çeşitlenecek.

Modüler, esnek ortak hizmetler üzerine kurulan Space 10 ve EFFEKT’e ait The Urban Village Project (Kent Köyü Projesi) sosyal izolasyonun artış göstermesine ve ekonomik konut ihtiyacının giderilmesine bir yanıt olarak geliştiriliyor. Projenin en ilgi çekici yanı çağdaş toplumun hizmet temelli ihtiyaçlarının üyelik sistemi ile çalışan tesisler ve teoride dönüştürülebilir olan inşa sistemleri aracılığıyla, uzun süreli bir konut modeli şekilde gideriyor olması.

Pandemiden önce de karma kullanım modellerine dönüşmekte olan konut projeleri dış mekâna ağır vurgu yapılan, kent dokusu içinde otonom bölgeler oluşturan bir forma bürünmeye başlamıştı. Vicente Guallart’ın Çin’de yapılmasını teklif ettiği kendine yeten topluluk projesi gösteriyor ki mevcut durum bu fikirleri besliyor. Salgın vesilesiyle edinilen tecrübelerin yönlendirdi bu yeni kent tipi, enerjiden yiyecek üretimine tamamen kendine yeten bir ortam yaratmayı hedefliyor.

Ofis

Ofis mekânları da tıpkı konutlar gibi koronavirüsden önce de bir değişim sürecinden geçiyor, kabinlerden ya da küçük odalardan oluşan ofis planlarının yerini açık ve ortak salonlu büyük ofis planları alıyordu. Yeni sistemin ruh sağlığı ve üretkenlik konularında negatif etkiye sahip olup olmadığı üzerine çalışmalar yapılmaya başlanmıştı.

Alışılageldik ofis tipinden uzaklaşmayı temsil eden ortak çalışma modeli, geleneksel bir ofise has tüm tesislere sahip olmanın yanı sıra sosyal ilişki ve networking açısından gerek duyulan ortamı da besler niteliklere sahipti. Selgascano tarafından Second Home Hollywood Office için hazırlanan tasarım ofis mekanlarını doğa ile birleştiren benzersiz bir model üzerine kurgulanıyor. Bahçeyi andıran bir planı takip ederek yerleştirilen küçük ölçekli bölmeler doğal ışık ve havalandırma seçeneklerine sahip olacak. Yapının salgın şartları altında bile sıkıntısız işleyeceği öngörülüyor.

Ofis mekânlarına ne olacağı, iş hayatının geleceğinin nasıl olacağı konusunda yapılan tartışmalar çerçevesinde de ele alınıyor. Daha esnek çalışma biçimleri ve kimi görevlerin uzaktan çalışma modeliyle yerine getirilebildiğini görmüş olmak, ofislerin kalıcı şekilde ortak bir çalışma alanını andıran hublara evrilmesine sebep olacak gibi gözüküyor. Stephan Hürlemann tarafından Vitra için geliştirilen dans eden ofis konsepti tam da buna cevap veren bir yapıya sahip. Açık ofis planına sahip proje değiştirilebilir bölüm genişlikleriyle zamansal ihtiyaçlara - farklı zaman dilimlerinde farklı ekiplerin kullanımına - adapte olabilir durumda olacak.

Ticari yapılar

Ticaretin büyük oranda - özellikle salgın sürecinde - internet alışverişleri üzerinden gerçekleşmeye başlaması, ticari yapıların deneyim, hissiyat ve müşteri ile marka arasındaki ilişkiye yönelik farklı bir unsur haline gelmesi anlamına geliyor. Marka ile alışveriş yapmaktan ziyade ilişki kurmak üzerine eğilen bu yeni algı, Vans için Londra’da Tim Greatrex tarafından oluşturulan yapı tipinin yaygın hale gelmesine sebep olabilir. Marka kültürünü özümseyen bu çalışma yeni ticari alanın sahip olması gereken eğlence, müşterinin fiziki mağazaya gitmek için ihtiyaç hissetmesi gibi temel öğelere sahip. Gensler tarafından tasarlanan Münih’teki Harman Experience Store sosyal bir tecrübe sunması, çeşitli sunum, konser hatta araç tanıtımına ev sahipliği yapabilecek fiziki şartları taşıyor olması ile yeni ticari bina tiplerine bir başka örnek teşkil ediyor.

Geniş ticari merkezlerin ise karma tipli kullanıma geçmesi gerekecek. OMA’nın Wollert Neighborhood Center için hazırladığı proje buna örnek. Ticari ve kamusal merkezlerin bir araya geldiği proje aynı zamanda bir açık hava tiyatrosu ile çocuk ve eğitim tesislerini bir araya getiriyor. Bu yaklaşıma “sosyal birleştirici yaklaşım” adı veriliyor.

Eğitim binaları


Geçtiğimiz 20 yılda eğitim yapıları bilgi özümsetmeyi temele alan yerler olmaktan çıkıp işbirliğini ön plana alan yapılar haline geldiler. İletişim, esneklik ve dış mekânla bağın yeni mekân tipleri üretme konusunda elzem nitelik kazandığı bu dönemde ilk ve ortaöğretim binaları da bu değişimden payını aldı.

Tezuka Architects tarafından yapılan Fuji Kindergarten, okul yılının büyük bir kısmında bahçeye açılabilen iç mekân tasarımı ile bu konuya iyi bir örnek teşkil ediyor. Sosyalleşme ve bağımsızlığı perçinleyen yapıya sahip projenin ana oyun alanı ise erişime açık olan terası. Diller Scofidio+Renfro’nun Stanford Art & Art History Building adlı çalışması, ortaöğretim kurumu olması dışında benzer prensipler üzerine kurulmuş bir projeye sahip. İç mekânı dış mekân ile bağlama konusunda başarılı bir performans sergileyen bu proje aynı zamanda açık mekânda eğitim yapılmasına da olanak sağlıyor.

Eğitim üzerine bir tasarım yapılırken topluluğu düşünmek temel bir unsur. Bilgiye dijital yollarla ulaşma teknikleri her geçen gün gelişirken bu tecrübeye ev sahipliği yapacak bir mekâna olan ihtiyaç değişmiyor. Bu sebeple yüksek eğitime giden yol büyük oranda bireysel katılım bazlı bir şekilde devam edecek. Pandemi sonrası dönemde hibrid modellerin karşımıza çıktığını göreceğiz. 

Bu örnekler günlük hayatımızın büyük kısmını dolduran kamusal alanların sahip olacağı yeni mimari tipler hakkında bilgi veriyor. Nasıl yaşadığımızı, çalıştığımızı, eğitim aldığımızı, alışveriş yapıp tükettiğimizi etkileyen yeni mücadeleler her daim mevcut olsa da yaşanan mevcut kriz bu mücadelelerin dönüştürücü etkisini hızlandırmış gibi gözüküyor.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)