EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Yeni Bir Fenomen, Zoom Yorgunluğu

Son zamanlarda bir konu seçerken ve o konuyu yazmaya başlarken klişe cümleler kurmamak oldukça zorlaştı. Nedeni ise malum, yaklaşık bir yıldır tüm dünyanın gündemi aynı noktada düğümleniyor. Bu gündem yani COVID-19 pandemisi hayatımızın altını üstüne getirirken kelime dağarcığımıza da yeni ifadeler ekleniyor. Sosyal mesafe, yeni normal, kontrollü sosyal hayat, hayat eve sığar, bunlardan bazıları... Ama öyle bir fenomen var ki özellikle 2020 yılının ikinci yarısından itibaren çok tartışılıyor.

İş gününüzün sonunda kendinizi eskisine oranla daha yorgun hissediyorsanız yalnız değilsiniz. Siz de ‘Zoom Yorgunluğu’na maruz kalmış olabilirsiniz. En yaygın görüntülü arama platformlarından birinin adıyla anılan bu ifade, sürekli yapılan görüntülü görüşmelerin neden olduğu zihinsel yorgunluk için kullanılan bir terim haline gelmiş durumda. Elbette birçok görüntülü arama platformu var, ancak bu dönemde en çok Zoom öne çıktığındandır herhalde fenomen bu isimle anılıyor. Zoom yorgunluğu, konunun muhatabı psikologlar tarafından henüz resmi bir tanı olarak ifade edilmese de birçok psikolog; kapanmalar, karantina süreçleri ve sosyal mesafenin korunması noktasında uzaktan çalışmaya mecbur kaldığımız dönemlerde sorunun yaygınlaştığını kabul ediyorlar.

Zoom Yorgunluğu Nedir?

Küresel pandemi başladığında ülkeler hızlı bir şekilde önce okulları, sonra da ticari işletmeleri kapatma kararı aldılar, bir süre yaşanan şaşkınlığın ardından sürecin kısa sürede normale dönemeyeceği anlaşıldığında, en azından eğitim sisteminin ve ofis işlerinin aksamaması adına yüz yüze iletişime alternatif olarak görüntülü video görüşmeleri değerlendirilmeye başlandı. Zaman içerisinde görüntülü görüşme platformları; okul, işyeri, sosyalleşme alanı, ücretsiz eğitimlere ulaşma imkânı, hatta müze gezip konser dinleyebileceğimiz bir ortam haline geldi. Başlarda çok büyük rahatlık sağladığını düşündüğümüz bu iletişim şekli, zaman içinde kendi sorunlarını doğurdu ve insanlar özellikle de ofis çalışanları sürekli görüntülü video görüşmesi yapmaları nedeniyle giderek artan bir şekilde tükenmişlik ve bitkinlik yaşar hale geldiler.

Çevrimiçi İletişim Neden Bu kadar Yorucu?

Yüz yüze iletişim esnasında konuşmanın yanı sıra sözlü olmayan ipuçlarını takip etme imkânımız vardır. Göz teması ve vücut dili iletişimin niteliğinde etkileyici rol oynar. Oysa ki çevrimiçi görüşmelerde bu ipuçlarını yakalama şansımız pek yoktur. Çoğumuz fark etmişizdir, ekranda konuşan biriyle göz teması kurmak neredeyse imkânsızdır. Bu teması kurmak için kameramıza bakmamız, konuşanı dinleyebilmek için ise onun gözlerine bakmamız gerekir ve bir süre sonra kendimizi kamera ve konuşan kişinin gözleri arasında gelip giderken bulabiliriz. Bu durum görüşmede bulunan herkes için geçerlidir ve oldukça yorucu bir eylemdir.

Birçok görüntülü arama platformu, konuştukları kişilerin yanı sıra kişinin kendi yüzünü de ekranda göstermektedir. Bu durum toplantı esnasında önümüzde bir ayna varmış etkisi yaratır. Dolayısıyla insanlar nasıl göründüklerini kontrol etme ihtiyacı duyarlar ve bu kişiler üzerinde huzursuzluk yaratarak, zihinsel yorgunluğa neden olabilir.

Görüntülü görüşmelerde kullanılan mikrofon ve hoparlörler genellikle profesyonel değildir, konuşma sesleri doğal yansıtılmadığı gibi ortam sesleri de sistem aracılığıyla yakalanarak güçlendirilir ve tüm kullanıcılara hışırtı benzeri sesler olarak ulaşır. Gürültü olarak ifade edilebilecek bu sesler zihinsel yorgunluğu tetikler.

Ağ bağlantısından kaynaklanan sorunlar konuşma netliğini etkileyebilir. Ses beslemesindeki veri kaybı, doğal olmayan seslere ve eksik seslere neden olabilir. Bu durumda beynimiz boşlukları doldurmak için fazladan çalışmak zorunda kalacaktır. Ayrıca bulunduğumuz mekândaki dış sesler dikkatimizi dağıtacağından konuşmacıyı dinlemek ve odaklanmak için de ayrı bir efor harcamamız gerekecektir. Bu nedenle görüntülü görüşmelerin teknik sınırlarını anlayıp kabullenmek ve bu sınırlara uygun yeni kurallar geliştirmek gerekmektedir.

Kimsenin konuşmadığı uzun sessizlik dönemleri yaşanabilir, ardından ise insanlar aynı anda konuşurlar. Katılımcılar dikkat dağıtıcı sesleri en aza indirmek için mikrofonlarının sesini kapattıklarında, konuşmacıların boşlukta konuşuyormuş gibi hissetmelerine neden olabilir. Hafif gecikme, insanları daha az samimi gösterir ve olumsuz algılara yol açabilir.

Görüntülü görüşmelerde dikkatimizin kolayca dağılmasına neden olabilecek birçok faktör vardır. Posta kutumuza düşen bir e-maili ya da telefona gelen bir mesajı anında kontrol etme ihtiyacı duyarız. İki işi bir arada yapmaya çalışmak görüntülü görüşmedeki dikkatimizi dağıtır.

Görüntülü görüşmeleri yorucu kılan yukarıdaki etkenlerin dışında, teknik sorunlarda yaşanabilmektedir. Kesilen internet bağlantısı, donmuş ekran görüntüsü, ekran paylaşımı esnasında ortaya çıkan bekleme süreci, hata veren yazılımlar ve benzeri pek çok teknik konu, görüşme performansını olumsuz etkileyecektir.

Zoom Yorgunluğunu Yönetmek İçin Bazı İpuçları

Görünen o ki yeni normal olarak ifade edilen yaşam ortamında tanımlanan çalışma şekli eskisinden farklı olmaya devam edecek ve görüntülü görüşmeler hayatımızda kalıcı bir yer edinecek. Fakat, görüntülü görüşmelerin olumsuz etkisini azaltabilmek için yapılabilecekler de var.

Daha az görüntülü görüşme organize etmek yaşayacağınız zoom yorgunluğunu azaltmanın en iyi yolu. Bu noktada hem kendinize hem de iletişimde olduğunuz kişilere karşı bazı sınırlar koymanız gerekebilir. Zorunlu olmadığını düşündüğünüz görüntülü görüşmelere ‘hayır’ demeyi öğrenmelisiniz. Bu muhtemelen en zor seçeneklerden biridir ancak en etkili çözüm olduğu söylenebilir. Bunu sağlamak için, toplantısız bir gün belirleyebilir ya da tüm toplantıları haftada bir güne organize edebilirsiniz.

Kısa süreceğini düşündüğünüz veya resmi olmayan görüşmeler için eski usul telefon görüşmesini önerebilirsiniz. Telefonda konuşurken sadece sese odaklanmanız gerekir ve etrafta yürümek düşünmenizi kolaylaştırır.

Zoom yorgunluğu ile mücadelede etkili olabilecek önlemlerden bir diğeri, toplantı öncesi ve sonrası saatleri bloke ederek, kendinize; nefes alıp, biraz hareket edebileceğiniz zamanlar ayırmak olacaktır.

Ev ortamında yapılan konuşmalar, arka plan seslerinin yanı sıra oda akustiğinden kaynaklanan yankılanmaları da getirir. Ev video ortamınızı daha rahat hale getirmek için, kapının kapalı tutulması, evde bulunan diğer kişilerden kaynaklanacak seslerin engellenmesini sağlar. Ayrıca görüşme yaptığınız odayı düz duvarların yaratacağı yankılanmadan kurtarmak için battaniye veya yastık gibi yumuşak eşyaların sayısını artırarak ortamınızı daha ses dostu hale getirebilirsiniz.

İş dışında yakınlarınız ile görüntülü sosyal buluşmalarınızı, eğer ekrandan uzaklaşma ihtiyacınız varsa bunu samimiyetle ifade ederek, yorgun olduğunuzu söyleyerek ve sınır koyucu cümleler ile ifade edebilirsiniz.

Dijital detoks yapmak; televizyon, tablet, bilgisayar, telefon vb. teknolojik aletlerden bir süre uzak kalmak, kendinize doğada zaman ayırarak beyninizin dijital olmayan uyaranlarla dinlendirilmesi, yeni çevrimiçi görüşmeli haftaya hazırlanmayı kolaylaştırabilir.

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

- https://theconversation.com/zoom-fatigue-how-to-make-video-calls-less-tiring-137861
- https://news.northeastern.edu/2020/05/11/zoom-fatigue-is-real-heres-why-youre-feeling-it-and-what-you-can-do-about-it/
- https://www.vidyard.com/blog/zoom-fatigue-tips/
- https://www.wired.com/story/how-to-fight-zoom-fatigue/
- https://hbr.org/2020/04/how-to-combat-zoom-fatigue
- http://www.sofistdanismanlik.com/makale/zoom-yorgunlugu/

Bu yazı ilk olarak Ytong Aktüel Dergisi'nin 55. Sayısında Yayınlanmıştır.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)