EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Geçmişten Geleceğe: Mimaride Yeşilin Kaçınılmazlığı

İklim değişikliği sayesinde şehirlerimizin ve yaşadığımız alanların ne kadar kötü planlandığını gördük. İnşaatlar karbon gazı emisyonunun artmasında büyük rol oynuyor. Neyse ki bunu değiştirebilmenin birkaç yolu var. Kullandığımız malzeme ve teknikleri değiştirebilir ya da coğrafi ve sosyal etkiden faydalanabiliriz. Bu senaryoda kesin olan tek bir şey var: “Yeşile” doğadan tutun sürdürülebilirlik ve ekolojiye kadar tutun tüm anlamları ile geleceğimizde yer vermenin kaçınılmazlığı.

Şüphesiz ki gelecek ve çevre konusu ayrılmaz bir bütün. 2001 yılında Mimari Tasarım: Yeşil Mimari Uluslararası Karşılaştırması konuyu genel olarak ele aldı ve yeşil mimariyi uluslararası düzeyde açıkladı. Açıklama, aralarında Norman Foster, Richard Rogers, Thomas Herzog, Jan Kaplicky ve Ken Yean gibi uluslararası üne sahip mimarların görüşlerine yer verilen “yeşil sorular” ile yapıldı.

Bu isimler zaten 20 yıl önce yapıların çevresel etkileri, yenilenebilir enerjiye geçiş ihtiyacı, bina inşasında kullanılan malzemeleri algılama biçimimiz, şehir yaşamının pazarlanması ve doğal sistemler ile uyumluluk konularına eğilmenin zorunluluğunu ifade etti. Tüm bu başlıklar şimdi her zamankinden daha güncel, ancak hala üzerlerinde bir anlaşmaya varılmış değil.  

İşini biomimetik ile uyumlu bir biçimde yapan Hırvat-Brezilyalı Mimar Marko Brajovic, konuya ilkel açıdan yaklaşıyor ve “bitkiler yeşil görünür, çünkü özel klorofil molekül çiftleri her bir hücrenin içindeki reaksiyonları güçlendirmek için görünür spektrumunun kırmızı ucunu kullanır. Yeşil enerji, madde ve bilginin yaşam sistemine akışı ile ilgilidir. Mimarlar sistem düşünürleridir ve bir organizma, çevreyle birbirine bağlı metabolik bir proses ve kesintisiz bir dönüşüm olarak mimarinin karmaşıklığını anlamalılardır. Bu mimarinin tarihidir. Bu tarih bize asırlar boyunca değişen koşullar karşısında mimarinin nasıl evrildiğini gösterdi. Şimdi de bu yeni zorluğun karşısında nasıl evrilmek zorunda olduğunu gösteriyor” diyor. Son olarak ise şunu belirtiyor: “ Gelecek zekâ, esneklik ve anlamlı bir yaşam duygusu gibi doğal süreçlerin mimari ile senkronize edilmesi ile ilgilidir”.

Gezegenin öte yanında Vietnam’da HGAA ofisi bize şunu hatırlatıyor: “ Söz konusu olan sadece Yeşil Mimari değil, Yeşil Ekonomi, Yeşil Endüstri, Yeşil Enerji ve sürdürülebilir tarım da gerekli. Bunların yanında bireysel olarak gerçekleştirdiğimiz her bir eylemde çevreyi ve iklim değişikliğini göz önüne alma zorunluluğu da var”.

Eğer 20 yıl önce “yeşile” mimari gündemde tartışma konusu olarak yer verildiyse bugün, “yeşilin” insanlığın geleceğini tasarlayabilmenin bir zorunluluğu olduğu kanıtlanmıştır ve artık mimari terminolojinin temel bir kavramıdır.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)