EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Eskiden İşimiz Kolaydı Ya Şimdi!

Eskiden ne kolaydı: Evini dekore etmek isteyen fiyatına bakar, rengini seçer işe girişirdi. Boyanın VOC içerip içermediği ya da kullanılan ahşabın hangi ormandan ne şekilde elde edildiği dert edilmezdi. Ama artık işler değişti.

Bugün bir ürünü almak istediğimizde, ambalajı geri dönüştürülmüş malzemeden mi üretilmiş, ürünün içeriğinde sağlığa zararlı maddeler bulunuyor mu gibi sorgulamalar yaşıyoruz. Hatta işin içine sertifikalar, sertifikayı veren kuruluşlar gibi konular giriyor. Yani bugün artık o ürün için oluşturulmuş etiketlere bakmadan, araştırma yapmadan ürünü alıp çıkma rahatlığına, lüksüne sahip değiliz.

Bunun için de malzemelerin/ürünlerin çevresel etkilerini ortaya koymak üzere her geçen gün yeni sistemler, programlar geliştiriliyor. Fakat burada da "güven" meselesi devreye giriyor.

Neye Güvenmek Gerekiyor?

Kuzey Amerika’da şirketlerin sürdürülebilir gelişimine yardımcı olan Terrachoice adında bir kuruluş, yeşil gösterme yani “greenwash” konusu ile ilgili bir araştırma yapmış ve ortaya çarpıcı sonuçlar çıkmış. Araştırma kapsamında 1753 çevresel iddiada bulunan boyadan halı temizleyicisine, ahşap panellerden yalıtım malzemelerine 1028 adet ürünü incelemişler ve ürünlerden biri hariç hepsinin belirlenen 6 yeşil gösterme suçundan en az birini gerçekleştirmiş olduğu görülmüş.

En çok kullanılan ‘yeşil gösterme’ yönteminin başında %57’lik oranla “ürünleri bütüncül bir çevre analizi yerine tek bir özelliğine vurgu yapmak” yer alıyor. Bu yöntemde kullanılan bilgiler nispeten doğru fakat bize aslında büyük fotoğrafı göstermiyor. Sadece tek bir noktasına odaklanarak etrafı görmemizi engelliyor. Mesela iç hava kalitesine yönelik avantajları olduğu iddia edilen ev yalıtım ürünlerinin diğer çevresel etkilerinin göz ardı edilmesi gibi.

Diğer bir yöntem ise verilen bilgilerin “kanıtının olmaması”. Çevresel bir iddiada bulunup bunu destekleyen hiçbir bilimsel kanıt ya da güvenilir bir üçüncü taraf tarafından belgelendirilmemsi, ürün hakkında kuşku uyandıran bir durum. Enerji etkinliklerini tanıtan hiçbir destekleyici delil ve sertifika olmayan lambalar ve ışıklar gibi. Araştırmada incelenen ürünlerin yüzde 26’sının kanıt olmadan ürünlerini pazarladığı ortaya çıkmış.

Araştırmaya göre “yanlış anlamalara yol açabilecek şekilde belirsiz bilgilerin ürünlerde yer alması” da yeşil gösterme suçu arasında bulunuyor. Mesela üründe “kimyasal içermez” diye bir uyarı var diyelim. Bu ne demek? Kimyasal içermeyen hiçbir şey yoktur ki… Ya da “tamamen doğaldır” diye yazıyorlar. Fakat uranyum da doğaldır ya da formaldehit. Ama bunlar aynı zamanda zehirlidir de. Karbondioksit de doğaldır ama bir odaya doldurup içine girseniz ölürsünüz. O zaman nasıl hiç kimyasal içermiyor… İncelenen ürünlerin yüzde 11’nde yanlış anlamalara yol açacak belirsizlikler olduğu tespit edilmiş.

Ürünleri yeşil göstermek için “konu dışında ve yersiz iddialarda bulunmak” da yer alıyor. Yani üründe yazılanlar doğru ve gerçek olmasına rağmen tüketiciler için önemsiz ve yararsız bir çevresel iddiaya yer verilmesi kastediliyor burada. Mesela bu konuda en yaygın olarak kullanılan bilgi, ürünün üretim sürecinde ozon tabakasının delinmesine etki eden chlorofluorocarbon (CFC)’un, 30 yıldır kullanımının yasaklanmış olmasına rağmen, ürün içinde kullanılmadığını yeni bir bilgi olarak gösterilmesi bulunuyor. İncelemede ürünlerin yaklaşık yüzde 4’ünde konu dışı ve yersiz iddialara rastlanmış.

Diğerlerine göre oranı her ne kadar az olsa da ürünün yeşil gösterilmesi için başvurulan yöntemlerden biri de “yalan söylemek”. Bir yalıtım firması ürünlerinin Energy Star tescilli olduğunu iddia etmiş ancak araştırıldığında bunun doğru olmadığı ortaya çıkmış. Aynı şekilde organik olduğunu iddia eden bazı şampuanların da böyle bir sertifikaya sahip olmadıkları ortaya çıkmış. Yalan söylemek durumu araştırmada yaklaşık yüzde 1’lik bir kısmı kapsamış.

Son olarak da “kötünün iyisiyle övünerek tüketicinin dikkatini asıl sorundan uzaklaştırmak” yöntemi, ürünleri yeşil göstermede kullanılan diğer bir yöntem olduğu sonucuna varılmış. Sigara içenler için organik sigara pazarlanması belki de bunun en şaşırtıcı örneği. Çünkü zaten sigara sağlığa zararlı ve belki de bunun üstüne gidilmesi gerekirken farklı şekilde pazarlanmaya çalışılması söz konusu.

Araştırmanın sonucunda tüketiciler için öneriler de oluşturulmuş. Önerilerin başında ise; aldığınız ürünün tek bir özelliğine değil, diğer özelliklerini katarak çevreye olan etkilerini anlamaya çalışmanızın gerektiği. Fotoğrafın tamamını görmeye çalışmalısınız yani. Terrachoice, çalışmanın amacının üreticileri suçlamak ya da tüketiciyi yeşil iddialardan korkutmak, hevesini kırmak olmadığını belirtiyor. Amaçlarının, üretici ve tüketici arasında daha dürüst ve etkili bir diyalog kurulması için yardımcı olmak olduğunun altını çiziyor.

Gerçekten de çevre etiketleme sistemleri doğayla hedeflediğimiz uyumlu ilişkiye dair bize önemli ipuçları veriyor. Ancak, malzemelerin “doğa”ya etkilerine dair sabit ve kesin tespitlerde bulunulamaz, en iyi etki ölçümleme programının bile bu etkileşime dair tüm yönleri içermekte yetersiz kalabilir.

Doğayla hedeflenen uyumlu ilişki için konuyu sistemler, belgeler ve kurallardan çok daha üst ölçekte ele almak lazım. Tükettiklerimizin çevresel etkilerini bilmek ve seçimlerimizi ona göre yapmak elbette ki önemli ama bir de bugünkü kadar tüketmeden yaşamanın yeni yollarını bulmak meselesi var.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)