EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Urla'da Sürdürülesi Bir Yaşam

2010 yılının Aralık ayında ACE (Avrupa Mimarlar Konseyi), 20’nci yıl kutlamalarını gerçekleştirirken, sürdürülebilirlik temalı bir sergi düzenledi. Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda açılan sergide, Avrupa ülkelerinin her biri ACE’nin seçtiği birer yapı ile temsil edilirken, Türkiye’den de benim “Bağ Evi” projem sergide yer alması için seçildi. Bu seçim, on seneyi aşkın bir süredir yaşamımı sürdürdüğüm arazi içinde bulunan ofis ve bağ evi yapılarımı, sürdürülebilirlik kavramı üzerinden başka bir boyuta taşıdı.

Aynı arazi üzerinde yer alan bürom “2006 Ulusal Mimarlık Yapı Ödülü” kazandı. Bağ Evi ise “2004 Ulusal Mimarlık Yapı Ödülü”ne ve daha sonra “Ağa Han Mimarlık Ödülü”ne aday oldu. Bu ödül ve adaylıklar doğal olarak yapılarımı ve bulunduğum coğrafyayı onurlandırdı, değişik dergilerde yayınlandı ve birçok kişi tarafından bilinen yapılar hâline geldi.

Bağ Evi projesini gerçekleştirip içinde yaşamaya başladığımda, Türkiye’de mimari açıdan “sürdürülebilir” ve “ekolojik” gibi terimler henüz kullanılmaya başlanmamıştı. Benim bu seçimim, özlemlerimin gerçekleştirilmesinden başka bir şey değildi. Böyle özel bir durumdan yola çıkarak genel doğrular söylemeye çalışmak beni hep rahatsız etmiştir ancak bir şey söylemem gerekiyorsa, “Sürdürülebilir mimarlık bir yapının değil, bir yaşam tarzının ifadesidir” diyebilirim.

Tamamı ahşap karkas olarak tasalanan bu yapılar 11 yıldır sürdürülmekte olan bir yaşamın da ifadesi olarak güncelliğini korumaktadır. Bulunduğu coğrafya ile yaşayanı arasında kuvvetli bir bağ oluşturmakta ve sürdürülebilir olması hâli, yapı terk edildiğinde “tamamen yok olması” gerçeği ile kuvvetlenmektedir.

Ahşap, yeryüzünün en eski yapı malzemesidir. Ahşabın işlenmesi için gerekli alet-edevat ve yan sanayi, hiçbir doğal üründe olmadığı kadar fazladır. Hatta hayatımıza o kadar girmiştir ki, her dünya insanının ahşap konusunda diğer yapı malzemelerine göre biraz daha fazla bilgisi ve yakınlığı vardır.

Ahşap yapı teknikleri asırlar boyu nesilden nesle aktarılmış ve kendi doğruları ile birlikte ustalarını da yetiştirmiştir. Basit, fazla değişmeyen birleşim detayları, hafifliği, montaj kolaylığı, kuvvetli izolasyon özelliği insanlığın hizmetinde çok farklı alanlarda kullanım olanakları sağlamıştır. (İskeleler, kırsaldaki geçici yapılar, mobilyalar, tekneler, vagonlar, günümüzde çağdaş yapılar vb.) Kentlerdeki fabrikalar, sanayi sitelerindeki atölyeler, sokaklardaki marangozhaneler, ahşabı günlük yaşamımızın bir parçası hâline getirmektedir.

Birbirine dik olarak tasarladığım bu yapılardan birini Bağ Evi olarak, diğerini ise ofis olarak kullanıyorum.

Arazinin tam ortasında ve doğu-batı yönündeki ev, ayaklar üzerinde durarak bağ dokusunun bütünlüğünü korumaya çalışmakta, görsel hâkimiyeti sağlamaktadır. Uzun cephelerinde (kuzey ve güney cepheleri) kullanılan fazlaca camlar kışın arzu edilen güneşi içeri almakta, buna karşın yaz güneşini hiçbir şekilde içeri almamakta ve aynı zamanda sabit camlar üzerinde bulunan havalandırma kapaklarının açılması ile kuzey-güney rüzgârının içeriden geçmesine olanak vermektedir.

Bağ Evi’nde ısınmayı Urla pazarından satın almış olduğum bir kuzine ile çözümledim. Aynı zamanda fırınında ve üzerinde yemeklerimizi pişirebilmekteyiz.

Daha sonra imâl edilen ofis binası ise eve göre dik açıda ve arazi sınırındaki bir mahzen üzerinde konumlandırıldı. Birbirine paralel istinat duvarlarından faydalanılarak yapılmış olan mahzen, arazinin ne içinden ne de dışından algılanabilmektedir. Buna karşın paralel duvarlar mahzen üzerinde bir iz gibi ortaya çıkmakta ve kendi akslarında devam etmektedir. Ofis binası farklı kotlardaki bu duvarların üzerine topal olarak oturmaktadır. Konumu gereği kendisini doğu-batı yönlerine kapamıştır.

Ayaklar üzerinde bütünüyle saydam olarak gördüğümüz bağ evi ile eve dik konumda duvarlar üzerine oturan içe dönük ofis kendi çevreleri ve birbirileri ile olan ilişkilerini kararlı bir şekilde korumakta, sanki seçtikleri yerlerden ötürü değişime uğramış gibi veya öyle oldukları için o yerleri seçmiş gibiler.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)