Batum’da Sessiz, İklimle Barışık Bir Konut Dili

Batum hızla büyüyor, yapılar çoğalıyor, ama yaşam kalitesi her zaman aynı hızla artmıyor. GOOA Architects’in Terzioğlu Batum Villaları tam da bu noktada durup soruyor: Bir konut projesi gerçekten insanın günlük hayatına ne katıyor? Cevap, gösterişli formlardan ya da yüksek duvarlardan değil; doğru mesafelerden, iyi kurgulanmış geçişlerden ve mahremiyetle sosyalliği aynı anda düşünebilmekten geliyor. Proje, birbirine paralel yerleştirilen villa dizileri ve aralarında oluşturulan ortak yaşam aksıyla klasik “site” fikrini yeniden yorumluyor. Ne tamamen içe kapanık ne de herkesin her an herkesle karşılaştığı bir düzen… Arada, dengeli bir alan var.
Mimari dil net, abartısız ve iklimle barışık. Batum’un nemli, yeşil ve hareketli doğası yapının içine taşınıyor; iç bahçeler, yarı açık alanlar ve gölgelik saçaklar yalnızca estetik bir tercih değil, gündelik yaşamın konforunu belirleyen unsurlar olarak öne çıkıyor. Her villa kendi sınırlarını korurken, komşuluk ihtimali de tamamen yok edilmiyor. Bu, “istersen görüşürsün, istemezsen kaybolursun” özgürlüğü. Az şey mi? Hiç de değil.

Proje, villayı bir statü nesnesi olarak parlatmak yerine, yaşanabilir bir mekân olarak ele alıyor. Bahçeler sadece yeşil dekor değil; nefes alma alanı. Ortak alanlar sadece plan notlarında kalmıyor; gerçekten kullanılabilir. GOOA Architects burada büyük laflar etmiyor ama mimariyle küçük ama etkili sorular soruyor: Konut dediğimiz şey gerçekten kaç metrekare olmalı? Komşuluk zorunlu mu, yoksa ihtiyaca göre mi şekillenmeli? Ve belki en önemlisi, mimarlık insanın gündelik haline ne kadar dokunmalı?

Terzioğlu Batum Villaları, Batum’un hızla değişen siluetine bağırarak değil, sakin bir tonla ekleniyor. Gösterişten uzak ama iddiasız da değil. Bu projede asıl lüks, manzara ya da cephe değil; doğru kurgulanmış bir yaşam hissi. Batum’da yeni bir konut daha yapılmış olabilir, ama nadiren bu kadar “yaşamak” üzerine düşünülmüş bir örnekle karşılaşıyoruz.