Kadıköy’ün Sahne Arkası Hafızası Baba Sahne'de

Kentler yalnızca binalardan değil, hatırladıklarından da oluşur. Kadıköy’ün hafızası ise çoğu zaman sahnede, perdenin arkasında ve gündelik hayatın küçük ayrıntılarında saklıdır. Ressam, sahne sanatçısı ve Karagöz ustası Mehmet Muazzez Özduygu’nun — sanat dünyasında bilinen adıyla Kadıköylü Muazzez’in — üç eseri, bu çok katmanlı kent belleğini Baba Sahne’de yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Tablolar, yalnızca estetik birer sanat nesnesi değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir kültürel geçişin, Kadıköy’ün sosyal yaşamının ve geleneksel tiyatronun görsel kayıtları niteliğinde.
Şevket Çoruh’un kendi imkânlarıyla hayata geçirdiği Baba Sahne, tiyatro oyunları ve performansların ötesine geçerek kent kültürüne açılan bir buluşma noktası olma iddiasını sürdürüyor. Fuaye alanında sergilenen bu üç eser, sahne ile resim arasındaki geçirgenliği hatırlatırken, Baba Sahne’yi yaşayan bir kültür mekânına dönüştürüyor. Kadıköylü Muazzez’in resimleri; ortaoyunu sahneleri, Karagöz tasvirleri, sünnet düğünleri ve geleneksel eğlenceler üzerinden, artık büyük ölçüde kaybolmuş bir şehir hayatını bugüne taşıyor.
_1766389299.jpg)
1871–1956 yılları arasında yaşayan Muazzez Özduygu, Bahriye Sanayi Alayı’ndan mızıka subayı olarak mezun olduktan sonra sanat yolunu seçmiş; Sanayi-i Nefise Mektebi’nde aldığı eğitimin ardından askerliği bırakıp sanat hayatına yönelmişti. Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki hocalık ve yöneticilik görevlerinin yanı sıra ortaoyununda canlandırdığı karakterler ve deve derisinden hazırladığı Karagöz tasvirleriyle sahne kültürünü resimle besledi. Kavuklu Hamdi Bey ve Pişekâr Küçük İsmail Efendi gibi isimleri tuvaline taşıyan sanatçı, Kadıköy’ü bir semt olmanın ötesinde, yaşayan bir kültür alanı olarak resmetti. Soyadı Kanunu’ndan sonra “Özduygu”yu alsa da eserlerini Muazzez adıyla imzalamayı sürdürmesi, bu belleğe duyduğu kişisel sadakatin de bir göstergesi.
Bugün Baba Sahne’de sergilenen bu üç tablo, yalnızca geçmişe bakmıyor; kentin kültürel sürekliliğini hatırlatıyor. Kadıköy’ün tiyatroyla, müzikle ve sokak eğlenceleriyle örülü hafızası, bir kez daha perdenin arasından sızarak izleyiciyle göz göze geliyor.