Kentsel Dönüşümde Sessiz Hızlanma!

Kentsel dönüşüm yıllardır Türkiye’nin en tartışmalı başlıklarından biri. Riskli yapılar, deprem gerçeği, yenilenmesi gereken milyonlarca konut… Hepsi masada. Ancak son dönemde sessizce devreye giren yeni tebligat sistemi, dönüşümün hukuki ve mimari boyutuna yeni bir hız ekliyor. Artık hak sahiplerine yapılan bildirimler e-Devlet üzerinden iletiliyor ve bu bildirimlere 15 gün içinde yanıt verilmemesi, sürecin malik iradesi dışında ilerlemesine neden olabiliyor.
Bu yeni sistemle amaçlanan şey açık: kentsel dönüşümde yıllardır eleştirilen yavaşlık ve tıkanıklıkları aşmak. Kat maliklerinden birinin bile süreci kilitlemesi, projelerin aylarca hatta yıllarca sürüncemede kalması artık istenmiyor. Dijital tebligatla birlikte “ulaşılamayan malik” kavramı da fiilen ortadan kalkmış oluyor. Sistem hızlı, net ve bürokratik açıdan oldukça “verimli”. Ancak mimarlık ve kent perspektifinden bakıldığında tablo o kadar da pürüzsüz değil. Çünkü bu hız, mekânsal kararların toplumsal uzlaşıdan kopma riskini beraberinde getiriyor. E-Devlet’e düzenli girmeyen, bildirimi fark etmeyen ya da süreci yeterince anlayamayan bir malik için 15 gün, bir konutun kaderini belirleyecek kadar kısa bir süre. Yanıt verilmeyen durumlarda, ilgili arsa payının satışa çıkarılabilmesi ihtimali ise mülkiyet hakkı tartışmalarını yeniden alevlendiriyor.
Mimarlık açısından bakıldığında şu kritik soru çıkıyor karşımıza; bu hızlandırılmış süreç, daha nitelikli yapılar ve daha iyi kentler mi üretecek; yoksa sadece daha hızlı yıkıp yapan bir mekanizmaya mı dönüşecek? Katılımın, uzlaşının ve yerel ihtiyaçların yeterince tartışılamadığı bir dönüşüm, fiziksel olarak yeni ama sosyal olarak sorunlu alanlar yaratma riski taşıyor.