Saraybosna’da Mimarlık, Hafızayla Pazarlık Yapmıyor

Dilhan Hız
Lucy Dinnen ve Vernes Čaušević’in kurucusu olduğu Projekt V Arhitektura, Saraybosna’da mimarlığı bir “iyileştirme iddiası”na dönüştürmeden; yerel malzeme, katılımcı süreçler ve toplumsal hafıza üzerinden yeniden tanımlıyor. Stüdyonun Zemlja konut dönüşümü ve Most Mira Barış Merkezi projeleri, savaş sonrası kentlerde mimarlığın rolünü yeniden tartışmaya açıyor. Saraybosna merkezli mimarlık pratiği Projekt V Arhitektura, mimarlığı yalnızca yeni yapılar üretmekle sınırlamayan; sosyal, çevresel ve kültürel sorumluluklarla birlikte ele alan bir yaklaşım benimsiyor. Stüdyonun kurucuları Lucy Dinnen ve Vernes Čaušević’e göre mimarlık, özellikle savaş sonrası coğrafyalarda, “gösterişli çözümler” üretmekten çok, dikkatli ve bağlama duyarlı olmayı gerektiriyor.

Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Zemlja projesi, Saraybosna’daki mevcut bir apartman dairesinin sürdürülebilir bir retrofit anlayışıyla yeniden ele alınmasını kapsıyor. Proje, yeni bir yapı üretmek yerine, var olanı dönüştürmeyi merkeze alıyor. Doğal ve yerel malzemelerle kurgulanan iç mekân, hareketli perde sistemleri sayesinde tek bir alanın farklı işlevlere uyarlanmasına olanak tanıyor. Zemlja, hem ekonomik hem de çevresel açıdan düşük etkili bir konut modelinin mümkün olduğunu gösterirken, Bosna’daki yerel üretim ve zanaatkârlık kültürünü de yeniden görünür kılıyor. Stüdyonun daha uzun soluklu ve toplumsal etkisi yüksek çalışması ise Most Mira Peace Centre projesi. Prijedor yakınlarında, etnik olarak bölünmüş iki yerleşim arasında konumlanan bu yapı, yalnızca bir kültür ya da sanat merkezi olarak değil, barış ve diyalog alanı olarak tasarlanıyor. Proje, mimari bir sonuçtan çok, katılımcı bir süreci ön plana çıkarıyor. 2014’ten bu yana yürütülen atölyeler, eğitim programları ve yerel halkla kurulan iş birlikleri, yapının tasarım sürecinin ayrılmaz bir parçası.

Most Mira projesinde sıkıştırılmış toprak gibi düşük karbonlu ve yerel malzemelerin kullanılması planlanıyor. Bu tercih, yalnızca çevresel sürdürülebilirlik hedefiyle değil, aynı zamanda yerel bilgi ve üretim becerilerinin yeniden canlandırılması amacıyla da öne çıkıyor. Projenin teknik tasarımı tamamlanmış olsa da, yapı henüz tam anlamıyla inşa edilmiş değil; ancak süreç şimdiden sosyal etki üretmeye başlamış durumda.