Vitruvius’un Kaybolan Yapısı Nihayet Gün Yüzüne Çıktı

Mimarlık tarihi genellikle çizimler, metinler ve yorumlar üzerinden ilerler. Ama nadiren de olsa sayfalar arasına sıkışmış bir anlatı toprağın altından çıkıp “ben buradayım” diyebilir. Fano’da ortaya çıkarılan kalıntılar tam olarak bunu yaptı. Antik Roma’nın mimarlık kuramcısı Vitruvius’un, ünlü eseri De Architectura’da ayrıntılarıyla tarif ettiği bazilikanın izleri, yüzyıllardır süren bir tartışmayı sessizce sonlandırdı.
Vitruvius, oran, simetri ve yapısal denge üzerine kurduğu teorilerle modern mimarlığın temel taşlarını atan isim olarak bilinir. Ancak ironik biçimde, onun adına kesin olarak bağlanabilen bir yapı bugüne kadar yoktu. Yazıları vardı, fikirleri vardı, etkisi tartışmasızdı ama taş karşılığı eksikti. Fano’daki bu keşif, mimarlık tarihinde nadir rastlanan bir boşluğu dolduruyor: Teorinin, doğrudan kendi mimarına ait bir mekânda vücut bulduğu an. Bulunan kalıntıların plan şeması, mekânsal oranları ve kolon düzeni, Vitruvius’un metinlerinde anlattıklarıyla dikkat çekici biçimdeörtüşüyor. Bu da keşfi yalnızca arkeolojik değil, aynı zamanda mimarlık teorisi açısından da güçlü kılıyor. Artık Vitruvius’un neyi nasıl hayal ettiğini yalnızca kelimelerden değil, mekânın kendisinden okumak mümkün.
Bu keşif, mimarlık tarihine yeni bir yapı eklemeknin ötesinde, yazıyla kurulan bir mimarlık evreninin, iki bin yıl sonra fiziksel dünyayla yeniden buluşmasını sağlıyor.