Zaha Hadid Kulesinde Yeni Mekân: Peridot Bar

Hong Kong’un yoğun kentsel dokusu içinde yükselen The Henderson kulesi, dış kabuğundaki akışkan geometrinin iç mekâna taşındığı yeni bir sosyal alanla mimari anlatısını genişletiyor. Kulenin üst katlarından birinde yer alan bar mekânı, yüksekten kente bakan konumunu yalnızca manzarayla değil, mekânsal kurgu ve atmosferle de anlamlandırıyor.

İç mekân tasarımı ise yapının dış formunda hissedilen süreklilik ve akış fikrini iç hacimde yeniden üretmeyi amaçlıyor. Duvar, tavan ve zemin arasındaki sınırlar belirgin çizgilerle ayrılmak yerine yumuşak geçişlerle birbirine bağlanıyor. Eğrisel yüzeyler, mekânı saran tekil bir kabuk hissi yaratarak barı ayrı bir iç hacim olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, klasik bar planlamasından uzaklaşarak daha bütüncül ve heykelsi bir iç mekân deneyimi sunuyor gibi.

Malzeme seçimi ve yüzey kurgusu, mekânın algısını belirleyen temel araçlar arasında yer alıyor. Yeşil tonların hâkim olduğu yüzeyler, ışıkla birlikte sürekli değişen bir atmosfer oluşturuyor. Gün ışığıyla daha sakin ve açık bir karakter kazanan iç mekân, akşam saatlerinde kontrollü yapay aydınlatma sayesinde daha yoğun ve derin bir mekânsal etki üretiyor. Işık, yalnızca mekânı aydınlatan bir unsur değil; yüzeylerin kıvrımını ve hacmin sürekliliğini görünür kılan bir tasarım bileşeni olarak kullanılıyor.

Planlama yaklaşımı, mekânı tek bir noktaya odaklamak yerine farklı yoğunluklara sahip alanlar üzerinden kurguluyor. Bar alanı, oturma bölümleri ve daha geri çekilmiş lounge alanları arasında kurulan geçişler, kullanıcıya mekân içinde farklı deneyim seçenekleri sunuyor. Bu sayede mekân, yalnızca gece kullanımıyla sınırlı kalmayan, günün farklı saatlerinde değişen senaryolara uyum sağlayan bir iç mekân haline geliyor.

The Henderson’daki bu iç mekân müdahalesi, yapının mimari kimliğiyle doğrudan ilişki kuran bir tasarım dili benimsiyor. Dış kabuktaki akışkanlık, iç mekânda dekoratif bir referans olarak değil, mekânın strüktürel ve atmosferik omurgası olarak ele alınıyor. Ortaya çıkan sonuç, yüksek katlarda konumlanan bir barın ötesinde, yapının mimari anlatısını iç mekân ölçeğinde sürdüren bütüncül bir mekânsal yorum olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Domus Magazine


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)