Kentsel Dönüşümde e-Devlet Dönemi

Türkiye’de kentsel dönüşüm uzun süredir “riskli yapı”, “acele kamulaştırma” ve “yerinde dönüşüm” gibi kavramlarla tartışılıyor. Ancak son dönemde sessiz ama etkili bir değişim yaşanıyor: Tebligatlar artık kapıya bırakılan zarflarla değil, e-Devlet üzerinden dijital olarak yapılıyor. Bu teknik gibi görünen adım, aslında kentsel dönüşümün işleyişini kökten etkiliyor. Yeni uygulamayla birlikte, riskli yapı tespitleri, yıkım kararları ve satış süreçlerine ilişkin bildirimler doğrudan dijital ortamda iletiliyor. Süreler işlemeye başlıyor; itiraz, uzlaşma ya da dava açma hakkı ise çoğu zaman fark edilmeden daralıyor. Kent ölçeğinde bakıldığında bu durum, dönüşümün hızını artırırken kamusal denetim ve katılım başlıklarını zayıflatma riski taşıyor.

Mimarlara Yeni Rol Tanımı

Mimarlık açısından mesele yalnızca hukuki değil. Kentsel dönüşüm, tasarım kararlarının toplumsal mutabakatla şekillenmesini gerektirirken, dijitalleşen süreçler dönüşümü daha merkezi, daha teknik ve daha az görünür hale getiriyor. Yapının nasıl dönüştürüleceği, yerinde mi yoksa yık-yap modeliyle mi ilerleyeceği çoğu zaman proje tartışılmadan netleşiyor. Bu durum mimarların rolünü de yeniden tanımlıyor. Dönüşüm projelerinde mimar, yalnızca bina tasarlayan değil; süreci okuyabilen, hak sahiplerini bilgilendiren ve kamusal faydayı gözeten bir arabulucuya dönüşmek zorunda kalıyor. Aksi halde kentsel dönüşüm, mimarlık üretiminden çok bir hukuk ve hız meselesi olarak ilerliyor. Öte yandan savunulan argüman ise oldukça net. Dijital tebligat, bürokrasiyi azaltıyor ve süreci hızlandırıyor. Ancak hız, her zaman nitelik anlamına gelmiyor. Kentin belleği, mahalle ölçeği ve sosyal ilişkiler bu hızın içinde kolayca görünmez hale gelebiliyor. e-Devlet tebligatları ise dönüşümün dijitalleşen yüzünü temsil ediyor. 


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)