EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

İlkokuldan Üniversiteye Bürotime Eğitim Çözümleri

NURAN EFENDİOĞLU, Bürotime Pazarlama Direktörü

“Eğitim çok farklı bir sektör. Ergonomi işin içine daha fazla giriyor, yaşam koşulları farklılaşıyor. Örneğin ofislerde standart bir masa yüksekliği vardır ama eğitimde farklı faktörler de işin içine girmeye başlıyor. Dayanıklılık, suya karşı koruma, devrilmemesi, güvenlik gibi etkenler olabiliyor. İlkokuldan üniversiteye kadar tüm yaş grupları için eğitim çözümleri geliştiriyoruz.”

Bürotime’ı tanıyoruz ama son dönemdeki Bürotime yenilikleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Bürotime olarak 2016 yılından itibaren her yönde bir değişim dönüşüm sürecine girdik. Hem fiziksel olarak; fabrika, organizasyon yapısı, ekipler, hem de marka ve tasarım anlamında da bir değişim yaşıyoruz. Neredeyse iki sene boyunca, benim mutfak işleri dediğim birtakım işlerde değişiklikler yaşadık. Web sitemizi güncelledik,  bu bizim en büyük projelerimizden bir tanesiydi ve halen devam ediyor. Çünkü web sitesi yaşayan bir platform. Bizim yaklaşık iki bin kalem ürünümüz var ve bunların hepsine ayrı ayrı sayfalar yapmak, 2 ve 3 boyutlu görsellerini yüklemek, hepsi için ayrı dijital katalog, teknik doküman hazırlamak uzun bir süreç. Buradaki hedefimiz bir portal formatında hem bayilerimizin hem de mimarların ürünler ile ilgili tüm görsellere, teknik bilgilere ihtiyaç duyduğu her şeye erişilebilsin istedik. 

Onun dışında katalogların dijitale geçirilmesi, CRM ve ERP sistemimizin altyapısal olarak geliştirilmesi, tabi ki çok fazla zamanımızı aldı. Yeni ürün çıkardığımız için süreçler uzuyor ve bunun müşteriye yansıması söz konusu. Çok yoğun bir 2-2,5 sene geçirdik. Şu an biraz daha bu işleri tamamlayıp kendimizi anlatma, ifade etme, bu değişim ve dönüşümü müşterilerimize ve hedef kitlemize aktarma tarafındayız.

Çok hızlı ürün üretiyoruz ve çok fazla yeni ürünümüz oldu. 2016’dan 2018’e kadar kırk tane yeni ürün çıkarttık ve hepsi de bir ürün ailesi şeklinde. Mesela bir toplantı masasını çıkardığımız zaman daha büyüğü, yuvarlağı, elipsi, yönetici odası için ayrı veya küçük açık ofisler için pop-up toplantı yapılabilecek daha minimal tasarıma sahip olanı olmak üzere ayrı şekillerde büyük bir ürün ailesi olarak hazırlıyoruz. O açıdan baktığınızda kırk tane ürünün tasarımı; AR-GE’si, üretimi, müşteriye ulaştırılması bakımından oldukça önemli süreçlerden geçiyoruz.

Biraz da Türk firması olmanın getirdiği heyecan var tabii. Çünkü yurtdışındaki rakiplerimize baktığımız zaman bir ürün iki senede çıkıyor ama biz 40 tane ürün çıkartabiliyoruz. Bu bazen avantaja bazen de dezavantaja dönüşebiliyor. Ama esneklik her zaman iyi diye düşünüyorum yoksa yetişmemiz mümkün olmayabilir.

Orgatec Fuarı sektörün en iyi belki de tek, herkesin katılıp sahiplendiği, işlevini gerçek anlamda koruyan fuarlardan bir tanesi. Biz de onuncu kez katıldık ve oraya çıktığınız zaman dünya çapında markalar arasında boy gösteriyorsunuz. Oraya hazırlanmak iki senemizi alıyor. Fuar iki senede bir gerçekleşiyor ama hazırlık kısmı çok yoğun geçtiği için bize kısa bir zaman gibi geliyor.

Bürotime’ın bir de DNA markası var bildiğimiz kadarıyla, bu markanın çıkış amacı ve nedeni nedir?

Bürotime’ın tasarım çizgisi artık belli bir yere oturdu. Bazı ürünlerimiz de bu çizgiden kopmaya başladı. Ama halen pazarda satılan ve talebi olan özellikle Anadolu’da bayilerimiz tarafından çok iyi satılan ürünlerimiz vardı. Bu Bürotime’ın aslında Bürotime olduğu, markanın DNA’sını oluşturan ürünler. Biz de bu ürünleri DNA markası altında Bürotime’dan ayırdık. Diğer türlü ürünlerde farklılaşma oluyordu ve farklı tanınıyorduk bundan dolayı o ürünleri DNA’ya alarak belli bir çizgisi olan ve ofisin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünlerimizi tamamladık. 

Peki eğitim çözümleri fikri nasıl oluştu?

Pazardaki ekonomik dalgalanmaları bir fırsat olarak gördük. Neler yapabiliriz diye düşündüğümüz bir süreç oldu. Eğitim çözümleri böyle ortaya çıktı. Geçen seneye baktığımızda yaklaşık 1300 eğitim firması ile bayilerimiz bir şekilde kontak kurarak ürün satmış. Ama bunlar daha çok öğretmen odası, toplantı odası gibi mekânlar için. Baktık ki henüz sınıflara girememişiz. Böyle bir müşteri portföyümüz olduğunu gördüğümüzde de bu müşterilere A’dan Z’ye ürün sağlama hedefiyle eğitim çözümleri için üretime başladık. AR-GE ve araştırma süreçleriyle birlikte tasarımların ortaya çıkması bir yılımızı aldı. 

Ofis mobilyasında belli yetkinliğimiz olduğu için tüm koşulları, standartları ve dinamikleri biliyoruz ancak eğitim çok farklı bir sektör. Ergonomi işin içine daha fazla giriyor, yaşam koşulları farklılaşıyor. Örneğin ofislerde standart bir masa yüksekliği vardır ama eğitimde farklı faktörler de işin içine girmeye başlıyor. Dayanıklılık, suya karşı koruma, devrilmemesi, güvenlik gibi etkenler olabiliyor. Çünkü kullanıcı kitlesi daha aktif ve ne yapacağını önceden bilemediğiniz çocuklardan oluşuyor. Bunları düşünerek ürünleri geliştirmeye başladık. İlkokuldan üniversiteye kadar tüm yaş grupları için eğitim çözümlerini geliştirmeye başladık. Yine bildiğimiz sınıflarda klasik arka arkaya dizilen sıralarımız var ama yaptığımız araştırmalarda baktık ki okullarda artık bu klasik sistemlerden ziyade ürünlerin daha mobil olması ve şekillerinin farklı olması bekleniyor. Çünkü artık sınıflarda sadece ders anlatılmıyor, grup çalışmaları ve aktiviteler yapılıyor. Bu mobilyaların birden bire gruplandırılması gerekiyor ve bunlar eşit olmayabiliyor. Üçlü- beşli veya arkasına, yanına, sağına, soluna eklenmesi gerekebiliyor. Tüm bu kombinasyonlara çözüm sunabilecek tasarımlar yapılması gerekiyor. Bunların şeklini de farklılaştırdık, tekerli tekerleksiz versiyonlar ekledik ve sıralar frenle sabitlenebilir şekilde tasarlandı. Oturma sandalyeleri de yine aynı şekilde sabit veya tekerlekli olabiliyor. Ve özellikle okul olduğu için rengi işin içine kattık. Sandalyeler ve sıralar renklendirilebiliyor. Bu şekilde bütün ürün gruplarımızı tamamladık açıkçası. Bir de artık okullarda sadece sınıfta eğitim-öğretim yapılır anlayışı kalmadı. İnternet ve teknoloji hayatımızın çok içine girdiği için aslında öğrenciler her yerde bir şekilde çalışıp öğreniyor. Aynı ofislerdeki gibi sosyal alan isteği okullarda da bize talep olarak geliyordu ve ofislerde kullanılan ürünlerle talebi karşılıyorduk. O alanlara da ürün geliştirirken mümkün olduğunca elektrik güç çözümü, USB girişi olan tasarımlar oluşturuyoruz. Yine amfilerde sıra altına öğrencinin istediği şekilde enerji çözümü alabileceği çözümler, askılıklar gibi küçük detaylar ile öğrencilerin günlük hayatlarını kolaylaştırıyoruz.

Stoklu mu çalışıyorsunuz? Teslimat süreleriniz nasıl?

Bizde hiç stok yok tamamen sipariş üzerine temin gerçekleşiyor. Teslimat süresi projeye göre değişiyor. Bizim ofis tarafında teslimat sürelerimiz 1-2 hafta aralığında ve bu bizim sektör için aslında oldukça kısa bir süre. Hatta daha önceki dönemde 72 saat gibi bir mottomuz vardı bunu gerçekleştiriyorduk. Ama dediğim gibi hem pazarınız hem de ürün gamınız genişlediğinde çok hızlı ürün yaptığınız zaman detayları kaçırabiliyorsunuz. Artık o uygulamadan çıktık, yine hızlı teslim ediyoruz ama o vaade girip ürünlerin kalitesinden feragat etmek istemiyoruz. 

Okul mobilyalarında çalıştığınız bir tasarımcı var mı yoksa ürünleri kendi ekibiniz mi geliştiriyor?

Ürünlerimiz tamamen kendi tasarım ekibimizden çıkıyor. Dışarıdan çalıştığımız tasarımcılar da var ama eğitim kategorisinde dışarıdan tasarım desteği almadık. Kendi bünyemizde olgunlaşmış bir tasarım ekibimiz var, 5-6 senedir bizimle çalışıyorlar, çoğunun ilk iş tecrübesi ama çok iyi yetiştiler. Bu bir yandan da avantaj çünkü bünyemizde fabrika var ve artık tasarladıkları ürünün hangisi üretilir, hangi teknikle üretilir gibi konulara hakimler. O yüzden kendi tasarım ekibinizle çalışmanın bir avantajı oluyor. Tasarımcılar için de mobilya pazarı bulunmaz bir nimet. Türkiye mobilya üretim tarafında Avrupa ve Dünya’ya baktığımızda gayet iyi konumda. Çok istihdam sağlıyor. Bizde yaklaşık 470 kişi çalışıyor. 

Türkiye pazarının son dönemde küçüldüğünü biliyoruz. Birçok firma ihracata ağırlık verdi. Sizde durum nedir?
 
Bizim satışlarımızın %30’unu ihracat oluşturuyor. İhracat konusunda aslında en çok önümüzü açan Turquality. Bu sene üçüncü beş senemize gireceğiz. Ben ilk alındığı süreçte yoktum ama Hüseyin Bey’in bize aktardığı kadarıyla söyleyebilirim ki markalaşmamıza, kurumsallaşmamıza, tasarım farkındalığımıza çok yardımcı oldu. Turquality’e hazırlık kısmı bile markaya 3-4 basamak birden atlatıyor. Şu anda da zaten ihracat tarafında bize büyük avantajlar sağlıyor. Markalaşma adına aslında iyi kullanıldığında çok iyi bir program. 

Yurtdışında yaklaşık kırk ülkeye ihracat yapıyoruz. Ve bunların çoğunda da bayilerimiz var. Biz bunlara bayii diyoruz yani herkesin malını satan. Ama bizim iki senedir amacımız sadece Bürotime markasını satan Bürotime konsept showroomlarının olması. Yurtiçindeki mağazalarımızı artık belli bir seviyeye getirdik. Hepsi aynı kurumsal kimliğe sahip, dışarıdan baktığınızda Bürotime logosunun altında bulunan ve zemini, rengi, içeri girdiğiniz zaman halılar, aydınlatmalar hepsi aynı tattadır. Biz bunu Turquality projesiyle yurtdışında da uygulamaya çalışıyoruz. O anlamda bu program bize çok destek sağlıyor açıkçası. Bunu sunduğumuz zaman karşıdaki firmanın size bakış açısı da değişiyor. Sizi daha fazla profesyonel bir marka olarak algılıyor. O zaman sizin seçtiğiniz profil de değişiyor. Geçen sene sonuna kadar yurtdışında  Bürotime tabelasıyla Bürotime ürünleri satan aynı kurguya sahip yirmi tane mağazaya ulaştık. Bunlar daha çok Ortadoğu, Afrika ve Türki Cumhuriyetler’di. Şimdi hedefimiz Avrupa. Almanya’da şu an üç tane mağazamız var. İngiltere ile el sıkışmak üzereyiz.  İngiltere hedefinden sonra Fransa ve Hollanda’yı hedefliyoruz.  Bizi hem marka anlamında temsil edecek, hem de oradaki çıta üstü rakiplerimizle rekabet ortamı sağlayacağı için bu hedefe odaklandık. Ayrıca Amerika tarafında da online partnerle satış yapmayı planlıyoruz. 

Ülkemizin yakın dönemde yaşadığı zorluklara rağmen işimize odaklanarak büyümeye devam ediyoruz. Bu süreç bize durup düşünme zamanı tanıdı, ürünlerimizi revize ettik. Hep aklımızda olan ama yeni ürün çıkarma süreciyle boğuştuğumuz için zaman ayıramadığımız konulara çalıştık. Ben bu kriz ortamını kendi içimizde iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum.

Greenguard sertifikasına sahipsiniz bu sertifika belli bir ürün ailesine mi ait? Eğitim çözümlerinde 
sertifikalandırma süreci olacak mı? 

Greenguard aslında üretim teknolojisine verilen bir sertifika. Mobilyalarımız iki gruptan oluşuyor ve iki grupta da bu sürece dahil olduk. Birincisi mobilya grubu panelleri, ikincisi kanepe, oturma grupları, çalışma sandalyeleri. Bizden her sene her iki gruptan rastgele ürün seçip göndermemizi istiyorlar. Tabii orada bir takım kriterler de var. Üretilip paketlenip hemen göndermeniz gerekiyor. Paketlenme sırasında o kimyasallar paketin içeriğinde kaldığı için paketi açtıklarında ilk oran orada ölçülüyor, sonra 2 saat -72 saat - 10 gün - 20 gün gibi belli sürelerde tekrar ölçüm yapıyorlar. Ürünler yüzden fazla teste giriyor. Kullandığınız tüm kimyasalların mekâna saldığı organik uçucular ölçülüyor ve her sene o oranlar sertifika yöneticileri tarafından daha da aşağıya çekiliyor. Bu elbette bizi zorluyor ama neticede çok iyi bir iş ortaya çıkıyor. Çünkü üretim sırasında ihtiyaç duyduğunuz malzemeleri tedarik ettiğiniz sırada bu ölçümler sayesinde daha sağlıklı sonuçlar veren malzemeleri satan tedarikçilere gidiyorsunuz ya da o ürünü değil başka ürünü kullanmaya başlıyorsunuz. Aslında sizi hem içeride disipline ederken, aynı zamanda tedarikçinizi de disipline etmiş oluyor.

Beş senedir ürün gönderiyor ve testlerden geçiyoruz. Bir tane ürüne sertifika aldığınızda zaten tüm ürünler aynı üretim sürecinden geçtiği için o gruptaki tüm ürünlere sertifika almış oluyorsunuz. Şu an bizim her iki ürün grubumuzda da Greenguard Gold sertifikamız geçerli. Dolayısıyla sıralar da panel grubuna girdiği için bu sertifikaya dahil oluyor.  Sertifikamızı 2014 yılında aldık ve ofis mobilyası sektöründe alan ilk firmaydık. Türkiye’de bilinirliği var mı derseniz? Henüz yeterli seviyede değil. Ama yurt dışında elimizi çok rahatlatıyor. Yurt dışında bilinirliği ve bilinci daha fazla Greenguard’ın. Türkiye’de de zamanla bu önemli konuya gereken değer gösterilecektir diye düşünüyorum. Çünkü ofisler artık plazalara taşındı. Camlar açılmıyor, merkezi havalandırmaları var ama içerideki havayı alıp tekrar geri veriyor. Burada solunan kimyasallar hastalıklara sebep oluyor. 

Home Office ürünleriniz hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

Home-office ürünleri evde çalışma kültürünü destekleyen bir ürün grubu. Bu grup evde çalışan insanları desteklemek için daha kompakt ve az yer kaplayan tasarım anlayışıyla, keçe, ahşap gibi sıcaklık hissini de verebilecek malzemeler ile tasarlandı. Bunların da yine farklı renk seçenekleri var. Küçük depolama üniteleri gibi ayrıntılarla zenginleştirip eve uygun hale getirdik. Aslında kullanım alanları sadece evlerle sınırlı değil. Artık otel odalarında da kullanılıyor. Otel lobi, bussines loung, kütüphane gibi alanlarda da kullanılıyor. Çalışma alanları aslında sadece ev değil, bu nedenle home Office ürünlerimiz, evde ofis - ofiste ev hissiyatlarını tamamlayacak kompakt bir ürün olarak tasarlandı.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)