EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Mimaride Kinetik Cepheler

Mimarlık tarihinin büyük kısmında, ilginç cepheler ihtiyaç veya süsleme sayesinde elde edilmiştir. Parthenon'un özenle boyanmış frizlerinden modern gökdelenlerin cam dış cephelerine kadar mimarlık temelde statikti; sadece çevre değişip de cephenin inşa edildiği malzemeyi farklı şekillerde etkilediğinde (yağmur, ışık, pas vb.) mimari “değişiyordu”.

Teknoloji ilerleyip, cepheler dönüşse de, çevrenin mimari üzerindeki rolü değişmedi. Bilakis, en son teknoloji sayesinde tasarımcılar, çevresel koşullara her zamankinden çok daha ilginç şekillerde yanıt veren bir mimari geliştirme fırsatı yakaladılar. Bu tasarımlar genelde kinetik cephe biçiminde geliştiriliyor; dinamik olarak değişen mimari cepheler, tek parça, statik binaları sürekli hareket eden yüzeylere dönüştürüyor.

Kinetik cepheler geçen seneler içerisinde bir dizi farklı biçim aldılar ve bundan sonra da farklı biçimlere girecek gibi görünüyorlar. Bu tip cepheler genelde, estetik ve fonksiyon arasında arabuluculuk ederler. Bu arabuluculuğun  en fazla konuşulan örneklerinden biri Aedas Mimarlık tarafından Abu Dhabi’de inşa edilen Al Bahar Towers binasıdır. Cephenin şemsiyeyi andıran panelleri güneşin hareketine göre açılıp kapanarak, binayı kullananları ısıdan ve göz kamaştırıcı ışıktan koruyor, klima ihtiyacını azaltıyor ve binayı daha fazla sürdürülebilir hale getiriyor. Binanın yıldız biçimindeki tasarımı sadece estetik olmakla kalmıyor aynı zamanda ışığa karşı koruma konusunda geleneksel İslami  sistemlerden ilham aldığı için kültürel mirasa da saygı göstermiş oluyor.

Başka mimarlar da  ısı konusunda benzer kinetik cepheleri kullanmıştır. Ernst Giselbrecht + Partnerleri’nin Kiefer Technic Showroom binası bu yaklaşımın ikonik örneklerinden biridir. 112 adet büyük metal levha, ısıdan korunma için optimal koşulları yaratmak adına gün boyu biçim değiştiriyorlar. Kullanıcılar bina içinden bu koşulları kontrol edip, dış cephenin tamamen kendi tercihlerine uygun şekilde hareket etmesini sağlayabiliyorlar.

Enric Ruiz Geli’nin Media-ICT binasında da ekranı andıran, şişme ETFE minderler kullanılmış. Bu minderler kış aylarında güneş enerjisini toplarken, yaz aylarında da gölge sağlıyor. Diğerlerine göre daha az kinetik olsa da bu cephe de yıl içerisinde çevre koşullarına uygun tepkiler vermek için farklı noktalarda dönüşüyor.

Kinetik cephelerin çözüm getirdiği tek faktör ışık ve ısı değil. Hem Oxford Street Debenhams Mağazasında hem de Brisbane Yurtiçi Terminal Otoparkında, estetik etkinin yanı sıra,  gölge sağlayıp, yağmurdan korunmaya olanak tanıyan hareketli alüminyum saclar kullanmış.

Kinetik cephe tasarımlarında estetiğe daha çok ağırlık verilip, ışık, ısı ya da yağmura yönelik düzenlemelerden ziyade güzelliğin ön planda tutulduğu da oluyor. Örneğin, UNStudio’nun Galleria Centercity binasında, diğer kinetik projelerdeki mekanik cephelerden ziyade bilgisayar destekli animasyonlar ve ışıklandırma tercih edilmiş. Cephenin kendisi değişmese de, yüzeyi aydınlatan renkli ışık dalgaları tüm binanın hareket ettiği algısını uyandırıyor.

Kinetik cepheler oldukça yeni bir fenomen olsa da, aldıkları biçimler daha şimdiden çok çeşittli. Üçgen modüllerden, devasa tentelere, alüminyum saclardan yüzeye yansıtılan animasyonlara kadar her bir tasarım eşsiz bir amaca hizmet ediyor ve dolayısıyla da eşsiz bir biçim alıyor. Mimarların da giderek farkına vardığı gibi, kinetik cepheler, mimarinin asırlık sorunları olan, estetik, sürdürülebilirlik ve konfor konularına cesur, yeni ve teknolojik çözümler getirmek de oldukça güçlü bir araç olabilir.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)