EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

İyi Tasarım Samimidir, Açıktır...

Mete Bey, öncelikle sizi daha yakından tanımak isteriz, tasarım dünyasına girişiniz ve geçirdiğiniz süreçler hakkında bilgi alabilir miyiz?

1996’da İstanbul Alman Lisesi, ardından 2001 yılında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Alman Lisesi’nin fen–matematik odaklı eğitimi de, Boğaziçi Üniversitesi Makine Bölümü de pozitif bilimlere olan ilgim sayesinde oldukça keyifli yıllardı. Diğer yandan tüm bu süre zarfında yaratıcı sanatlara, özellikle çizime olan tutkum sürekli arka planda bir hobi olarak kalıyordu. Bu iki olguyu bir araya getirme arayışına Endüstriyel Tasarım, sanatın ve mühendisliğin arasında gezinen benzersiz bir dal olarak, mükemmel bir yanıt oldu diyebilirim. Ardından Sydney’de, New South Wales Üniversitesi’ndeki Endüstriyel Tasarım yüksek lisans eğitimi, tasarımı hayatıma geri dönüşsüz olarak kazandırmış oldu. 2005’te İstanbul’a döndüm; Eczacıbaşı Vitra ve T-Design firmalarında ürün tasarımcısı olarak çalıştım. 2007’de Mordag Design Studio’yu kurdum. O tarihten bu yana da teknoloji ürünleri, mutfak eşyaları, aksesuarlar, mobilyalar, dalış ekipmanları, kentsel mobilyalar, yapı sektörü gibi oldukça geniş bir yelpazeye yayılmış markalara tasarım ve ürün geliştirme konusunda destek veriyorum.


Endüstriyel tasarım tamlamasındaki endüstriyel kelimesinin altı çizilmeli. Bu kelime inovasyon ve etkin mühendislik ile beslenmediği sürece rekabetçi ortamda etkin bir sonuca ulaşmanız hemen hemen imkânsız. 


Kurucusu olduğunuz Mordag Design’ı rasyonel sanat stüdyosu mottosuyla tanımlıyorsunuz. Bu tanımın altını biraz açabilir misiniz?

Tasarım sürecindeki her kararın açık ve net bir nedeni olması çok önemli. İyi tasarım samimidir, açıktır; ona baktığınızda, üzerindeki her detayın net sebeplerini görebilirsiniz. Ürüne eklenen veya ondan silinen her çizgi onu daha ergonomik, daha hafif, daha pratik veya daha verimli yapabilmek adına olmuştur. Bu bakış açısı ile estetik göreceli bir kavram olmaktan çıkar, bir obje iyi veya kötü görünmekten ziyade doğru veya yanlış görünmeye başlar. Hantal bir teknenin “yanlış” görünmesinin nedeni hidrodinamik olmayan yapısıdır. Ergonomik olmayan bir sandalye veya kalem iyi görünemez. Gereğinden büyük yapılmış bir bağlantı parçası görsel açıdan da rahatsız edicidir. Örneğin etrafımızdaki her türlü eşyanın, aracın ve detayın doğadan esinlenilmiş objelere daha çok benziyor ve benzeyecek olması herkes artık bu formları beğeniyor diye değil… Akışkan formlar hacim/malzeme ve mukavemet/malzeme oranlarını yukarı çektiğinden, teknolojinin gerektirdiği üst düzey verimliliğe belli bir noktadan sonra cevap verebilen yegâne tasarımlar oluyorlar.

Doğanın estetikteki büyük uzmanlığını kanıtlamış olmasının nedeni de yaradılışa olan mantıksal yaklaşımının kusursuz olmasıdır. Ortaya koyduğu istisnasız güzelliğin ardındaki her bir kıvrımın, bağlantının, ölçünün çok net sebepleri vardır. Çizdiği veya sildiği her çizgi, bir şeyleri daha verimli, daha uzun ömürlü, daha dayanıklı kılmak için olmuştur. Evrimleşme sürecinin ve doğanın milyonlarca senedir bu şekilde çizdiği her çizgi, insanın estetik değerleri ile son derece uyumlu olmuştur. Çünkü, insan da bu rasyonel tasarım sürecinin bir ürünüdür.

Makine Mühendisliği eğitimi aldınız. Mühendislik ve tasarım pek ‘anlaşamayan’ disiplinler olarak algılanır. Siz bu iki disiplini nasıl barıştırdınız? Mühendislik eğitimi almanızın tasarımcı yönünüze katkıları neler oldu?

Bu noktada endüstriyel tasarım tamlamasındaki endüstriyel kelimesinin altı çizilmeli. Bu kelime inovasyon ve etkin mühendislik ile beslenmediği sürece rekabetçi ortamda etkin bir sonuca ulaşmanız hemen hemen imkânsız. Teknik açıdan iyi bir endüstriyel tasarım, vaat ettiği özellikleri uygun fiyata sunabilmelidir. Tasarım, uygulama aşamasında ve ürünün teknik çözümlemelerinde bir optimizasyon sürecidir. Tasarım sürecinde ürüne ait parça sayısını azaltmak, teknik detayları basitleştirmek hem uygulama sürecini hızlandırır, hem de ürünün etiket fiyatına doğrudan yansıyarak marka ve kullanıcı için artı değer oluşturur.

Kayalar Mutfak POLE Pişirme Grubu

İnovasyon anlamında ise endüstriyel tasarım, gelişimi, katma değeri ve sunduğu yenilikler ile toplumu ileri taşımayı hedeflemek zorundadır. Her proje, her parça beraberinde yüklü yatırımlar ve çevreye ek ağırlıklar getirirken, tüm bunları anlamsız bir çeşitlilik sunmak uğruna yapmaya hakkımız artık kalmadı.

Mordag Design Stüdyo, konsept tasarımdan, üretime olmak üzere ürün geliştirme alanında 360 derece destek veriyor. Sunduğu hizmetin teknik alt yapısı ve inovatif bakış açısı sayesinde de geçtiğimiz 12 senedir 6 farklı sektöre 25’in üzerinde patentli fikir ve ürün kazandırdı. Bu güzel sonucun çıkış noktasında ise, mühendislik alt yapısını yaratıcılık ve sanat ile harmanlamak yatıyor.

Redon Teknoloji HYBRID Dental CNC Ünitesi

Tasarladığınız ürünlerin çok geniş bir sektör yelpazesinde yer aldığını görüyoruz. Bazı tasarımcılar belli sektörlerde uzmanlaşmayı tercih ederken siz tam tersine yeni keşiflere meraklı bir tasarımcısınız. Bunun altında yatan nedenleri öğrenebilir miyiz?

Endüstriyel tasarım alanında kaliteli bir hizmet sunabilmeniz için farklı sektörler ile çalışmanız son derece önemli. Bir tasarımcının en önemli özelliklerinden biri form ve çözüm açısından geliştirdiği repertuarıdır. Tasarımcı bu özelliği ile sektörler arasındaki önemli bir bağdır. Örneğin yapı sektörü için geliştirdiği bir projede edindiği tecrübe; sonrasında bir banyo projesi için son derece yenilikçi, inovatif çözümler sunmasında önemli rol oynayabilir. Hem kozmetik açıdan, hem teknik açıdan... Bu sektörler kendi içlerinde birbirinden habersiz olarak yollarına devam ederler. Tasarımcı, pazarın bu son derece geniş sektör ağını izleyen bir çift göz olarak düşünülebilir. Her birinde ne tür atılımların nelere yol açtığını, ne gibi hataların ne şekilde sonuçlandığını izlemek çok önemli bir bakış açısı kazandırır.

Tasarladığınız ürünler ile büyük başarılara imza atıyorsunuz. Bir ürünün tasarım süreci sizin zihninizde ve tasarım ve üretim sürecinde hangi aşamalardan geçiyor. İlhamınızı nereden alıyorsunuz?

Konsept aşamasına yaklaşım açısından endüstriyel tasarım projelerini iki net gruba ayırabiliriz: Form odaklı projeler ve teknik kriterlerin ağır bastığı projeler. Form’un ön planda olduğu projeler için kalem kâğıda sarılmadan önce söz konusu ürün veya fonksiyonun çağrıştırdığı her türlü kelimeyi, görseli ve yazıyı inceliyorum. Bunlardan herhangi bir tanesinin önüme çıkardığı formlar, fikirler projeyi inanılmaz yönlere çekebiliyor. Denizin üzerinde gözünüze çarpan bir yüzey hareketi, dalış sırasında karşınıza çıkan bir deniz tavşanının sırt formu veya halıcılık sektöründe kullanılan bir düğüm detayı ihtiyacınız olan bir formu veya bir dokuyu inanılmaz bir netlikte önünüze serebilir. Bazen de ilham kaynağını aktif olarak oluşturmanız gerekli olur. Örneğin tasarımında su teması işlenmesi gereken bir koltuk için suya objeler batırıp suyun üzerinde oluşan yüzeyleri fotoğraflamanız gerekli olabilir. Bir çorba kasesi tasarımı, çorbanın tarihçesini okumakla, “soup” kelimesinin epistemolojik kökenini araştırmak ile başlayabilir. Ardından kendinizi ekmek dilimlerinin üzerine kaynar sular akıtırken bulursunuz.


Teknik odaklı projelerde ise tasarım, bir problem çözme sanatı olarak hayat buluyor. Daha önce çözüm getirilmemiş bir sorunu geometri, fizik ve malzeme üzerinden çözmeye çalışıyorsunuz ve doğru çözümün görsel açıdan taşıdığı o şaşırtıcı güzellik de tasarımınızın en güzel süsü oluyor.


Teknik odaklı projelerde ise tasarım, bir problem çözme sanatı olarak hayat buluyor. Daha önce çözüm getirilmemiş bir sorunu geometri, fizik ve malzeme üzerinden çözmeye çalışıyorsunuz ve doğru çözümün görsel açıdan taşıdığı o şaşırtıcı güzellik de tasarımınızın en güzel süsü oluyor. Bu anlamda endüstriyel tasarımın, sadece estetik, butik veya moda ürünler sunan bir uzmanlık alanı olmadığı; etrafımızdaki problemlere akılcı çözümler üretme sanatı olduğunu söylemek oldukça yerinde olur. Tasarımın, piyasaya sadece farklı kılıflar sunmaktan ziyade yeni çözümler geliştiren, sosyal yaşamı ileri götüren fikirleri üreten bir dal olduğunu asla unutmamalıyız.

Teknoloji hızla gelişiyor, dolayısıyla dünya da hızla değişiyor. Bu devinim tasarım dünyasını nasıl şekillendirecek. Geleceğin tasarım trendleri hakkında biraz ipucu alabilir miyiz?

Tasarım dünyasını da şekillendiren en önemli gelişmeler tabi ki dijital çağın mümkün kıldığı veri aktarımı teknolojileri ve mobil cihazlar. Bu dönemde, neredeyse herkes cebinde ufak bir bilgisayar ile dolaşıyor. Her gün tasarlanan binlerce yeni aplikasyon üzerinden sürekli gelişen ve etrafımızdaki objelerin görevlerini üstlenen bu cihazlar, aynı zamanda fotoğraf makinamız, kayıt cihazımız, fenerimiz, kalemimiz, not defterimiz... Cebimizdeki bu bilgisayarlar sahip olduğumuz diğer “akıllı” ürünlere, arabadan aydınlatmaya, klimadan yazıcıya bağlanarak onları kontrol edebilmemizi de sağlıyor. Koca kulaklıkları kulak içine sığan ufak noktalara dönüştüren teknoloji, veri aktarımını doğrudan insan üzerine entegre edebilmenin kıyısına gelmiş durumda. 21’inci yüzyılın ilk yarısında kulaklıklar da gramofon, ankesörlü telefon gibi tarihe karışan objelerden olacak. Kulaklıkların, noktalara dönüşüp ardından yok olmasına kadar giden bu yolu etrafımızdaki tüm objeler izliyor. Bu yönden baktığınızda tasarım dünyası, yeni çizgiler eklemek yerine aslında var olanları silmek için sürekli bir uğraş içerisinde.

Türkiye’deki ve dünyadaki tasarıma ve tasarımcıya bakış açılarını tasarımcılar ve müşteriler açısından değerlendirir misiniz?

Türk sanayisi tasarım ve inovasyonun öneminin son derece farkında. Büyük üreticiler tasarımı ürün geliştirme süreçlerinin içerisine geçtiğimiz son 10 sene içerisinde başarılı bir şekilde entegre ettiler. Ufak ölçekli sanayiciler ise tasarıma halen bir miktar şüpheli yaklaşıyorlar. Ana sebebi, tasarımı hayata geçirme aşamasında yaşadıkları sorunlu süreçler. Bu sebeple domestik pazarda ufak ölçekli sanayi ile çalışmak istiyorsanız sunduğunuz tasarım hizmeti altında 360 derece desteği vaat etmek zorundasınız. İyi fikri bulmak, tasarlamak, uygulamak ve marka için kazançlı bir şekilde hayata geçirebilmek zorundasınız. Ar-Ge ve üretim süreçlerinde tüm desteği verebilmek ve sonrasında ürünün pazara sunumunda da gerekli olursa ilgili iletişim tasarımlarını da marka için üstlenebilecek bir yapıya sahip olmanız şart.

Kullanıcı tarafına gelirsek, batılı tüketici mali gücünü, hayatını daha izole, toplumun dışında kurmaya harcarken, domestik kesimin önemli bir kısmı sosyal iletişimin keyfini sürmeyi tercih ediyor. Orta ve üst segment yaşam alanlarına adım attığınızda domestik bir evin iç tasarımında özetle “cosy” olarak tabir edebileceğimiz konfor, sıcaklık, rahatlık sıfatlarını tercih ettiğini görüyoruz. Batılı yaşam alanları ise çok daha yalın, çok daha mesafeli. Domestik tüketici ekonomik gücünü “doldurmaya” harcarken, batılı “boşaltmaya” harcıyor diyebiliriz. Doğulu bir tüketicinin tasarımda aradığı sıfatlar, “ihtişam”, “çarpıcı”, “hareketli”dir. Batılı bir tüketicinin tercihleri ise “ağırbaşlılık”, “zarafet”, “dingin çizgiler” yönündedir.

Tasarımda hareketi çizgi ekleyerek, dinginliği ise çizgi silerek sağlarsınız. Bu anlamda doğudan batıya doğru ilerlediğinizde tasarım dünyası için silgi kalemden daha değerli bir araç haline gelmiş durumda demek çok da yanlış olmaz sanıyorum.

Sürdürülebilirlik, yeşil tasarım, yeşil ürün, sertifikalı ürün kavramları son yıllarda çok popüler. Bu kavramlar sizin tasarım anlayışınızda nasıl yer buluyor?

Yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren tasarım süreçlerinin içerisine girmeye başlayan sürdürülebilirlik kavramı, günümüzde ürün geliştirme süreçlerinin “olmazsa olmaz”larının arasında yerini almış bulunuyor. Bu durum, toplumun bilinçlenmesi ve ekolojik duyarlılığa sahip markaları tercih etmesinin bir sonucu. Endüstriyel tasarım ise ürün geliştirme süreçlerindeki rolü gereği markaları bilinçlendirme konusunda oldukça önemli bir role sahip. Her yeni ürün, her yeni parça beraberinde yeni yatırım, emek, çevreye bir ton ağırlık getirirken, bunları sadece anlamsız bir çeşitlilik sunmak uğruna kullanma lüksümüz artık yok.

Design Week Turkey 2019’da büyük bir başarıya imza atarak 4 sektörde 4 ürün ile ödül aldınız. Ödüllü ürünleriniz hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? Dergimiz yapı ve mimarlık sektörüne hitap ettiği için Palmiye Skyroof Prestige ürünü hakkında daha detaylı bilgi rica edeceğiz.

İlki, elektronik ürünler sektöründe Miops’un CAPSULE 360 Kamera Hareket kutusu. Geçtiğimiz Mayıs ayında piyasaya sürülen ve şu ana kadar üretilmiş en kompakt akıllı kamera hareket kutusu olan Capsule360 2017’de Kickstarter’da 600 bin dolar ile fonlanmıştı.

İkincisi, Kayalar Mutfak’ın POLE pişirme grubu. Pole, 750’lik ve 900’luk serileri ile endüstriyel mutfaklar için geliştirilmiş modüler bir pişirme grubu. Tasarımın patentli özel modüler yapısı sayesinde Kayalar, her mutfağın mimarisine en uygun ve en verimli yapısal çözümü tek bir ürün grubu ile sunabiliyor.

Üçüncüsü, medikal sektörde; Redon Teknoloji’nin HYBRID Dental CNC Ünitesi. Hybrid, dişçi klinik ve laboratuvarları için geliştirilmiş olan 5 eksenli bir portatif CNC Ünitesi. Pazarın bu segmentteki en hızlı ve kompakt CNC ünitesi olarak geçiyor.


Palmiye ile yaklaşık 10 seneye yaklaşan iş birliğimiz bulunuyor ve kendileri ile Türkiye yapı sektörüne kazandırdığımız bu sanırım dördüncü ödül oluyor. 


Palmiye Skyroof Prestige Biyoklimatik Pergola Sistemi

Dördüncüsü ise yapı sektöründe Palmiye’nin Skyroof Prestige isimli biyoklimatik pergola sistemi. Palmiye ile yaklaşık 10 seneye yaklaşan iş birliğimiz bulunuyor ve kendileri ile Türkiye yapı sektörüne kazandırdığımız bu sanırım dördüncü ödül oluyor. Skyroof Prestige, hava ve suya karşı tamamen izole edilmiş modüler bir yapı sistemi. Özel makas sistemi ve elektrikli motorları ile senkronize bir şekilde açılan ve arkaya toplanabilen alüminyum tavan panelleri sayesinde tam açık, yarı açık veya tam kapalı ortamlar yaratmak mümkün. Mobil cihazlar üzerinden kontrol edilebilen sistemi, tam-modüler tasarımı, aksesuar çeşitliliği ve sürekli geliştirilebilir yapısı ile uzun seneler Palmiye markasının en yetkin ürünlerinden bir olacağını düşünüyoruz. Sistemin en önemli parçalarından olan alüminyum tavan profili ise %70’lik toplanma değeri, 325 mm’lik genişliği ve 5 kg/m altındaki ağırlığı ile bu pazarın en verimli hareketli tavan profillerinden biridir. Skyroof Prestige iyi tasarımın hem görsel hem teknik detaylarda yaratabildiği katma değere çok iyi bir örnek teşkil ediyor.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)