Snøhetta’dan Pekin’e Yeni Bir Müze Okuması

Dilhan Hız

Fotoğraflar: Proloog

Norveçli mimarlık ofisi Snøhetta, Pekin’in Tongzhou Bölgesi’nde inşa edilecek yeni Beijing Art Museum ile sanatı, kenti ve kamusal yaşamı tek bir çatı altında buluşturuyor. 110 bin metrekarelik dev yapı, klasik “müze” tanımını sorgulayan, izleyiciyi pasif olmaktan çıkaran bir kültür odağı olmayı hedefliyor.

Snøhetta’nın Beijing Institute of Architectural Design (BIAD) iş birliğiyle tasarladığı Beijing Art Museum, Pekin’in hızla gelişen Tongzhou Bölgesi’nde yükseliyor. İnşaatına 2025 sonunda başlanan ve 2029’da açılması planlanan müze, Snøhetta’nın kentteki ikinci büyük kamusal kültür projesi. Ama bu kez mesele sadece bir bina yapmak değil; sanatın nasıl görüldüğünü, nasıl deneyimlendiğini ve şehirle nasıl ilişki kurduğunu yeniden düşünmek. Proje, sergi salonları, depolar ve destek alanları, yapının kalbinde yer alan büyük ve döngüsel bir atriyum etrafında spiral bir kurgu ile sıralanıyor. Ziyaretçi, sergileri gezerken bir noktadan diğerine kopmadan ilerliyor; mekânlar arasında kaybolmuyor, aksine yönünü buldukça yapının parçası haline geliyor. Zaten binanın formu da bu akışkanlığı destekliyor. Merkezden dışa doğru yayılan organik kütle, dalgalı ve lens benzeri cephelerle çevreye açılıyor. İçeride olan biten, dışarıdan tamamen kopmuyor; şehirle göz teması hemen hiç kesilmiyor. Müze, kendini saklayan bir yapı olmak yerine, çevresiyle sürekli iletişim kuran bir kamusal yüz öneriyor. Bu kamusal vurgu asla bir tesadüf değil. Yapı, aktif bir metro hattının üzerinde konumlanarak günlük şehir yaşamına doğrudan bağlanıyor. Yani burası yalnızca sergi gezmek için gidilen bir adres değil; yoldan geçenlerin uğrayabileceği, zaman geçirebileceği, kentin ritmine karışan bir durak olarak düşünülüyor. Açık alanlar, kamusal meydanlar ve esnek dış mekânlar bu fikri güçlendiriyor.

Sürdürülebilirlik ise projenin süsü değil, temel omurgası. Çatıda yer alan güneş panelleri enerji üretimine katkı sağlarken, peyzaj tasarımı yağmur suyunu yöneten ve ekolojik dengeyi gözeten “sünger şehir” yaklaşımıyla ele alınıyor. Doğa, müzenin etrafında dekor olarak değil, tasarımın aktif bir parçası olarak var oluyor. Snøhetta’nın Beijing Art Museum’u, “sessizce sanat sergileyen” bir yapıdan çok daha fazlasını vaat ediyor. Kentle konuşan, ziyaretçiyi sürecin içine çeken ve müzeyi günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmeye çalışan bu proje, Pekin’in kültürel haritasında güçlü bir yeni odak yaratmaya hazırlanıyor. 


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)