Mimari Bir Saklambaç Hikâyesi: House Under the Hill

Dilhan Hız
Karşınızda bağırmayan, hatta fısıldayan bir proje: House Under the Hill. Mimarlık dünyasında genelde bir araziye gidilir, zemin düzlenir ve üzerine yabancı bir nesne gibi bina kondurulur. Ancak MRK Office, bu ezberi bozup "Binayı araziye nasıl ekleriz?" yerine "Binayı arazinin bir parçası nasıl yaparız?" sorusunun peşinden gitmiş. Sonuç? Tepenin kıvrımlarıyla dans eden, betonun soğukluğunu doğanın yeşiliyle ısıtan, 327 metrekarelik gerçek bir mühendislik şiiri.
Uzay Çağı, Toprak Ana İle Buluşursa
Eve dışarıdan baktığınızda, sanki fütüristik bir uzay gemisi yemyeşil bir tepeye yumuşak bir iniş yapmış ve orada kök salmış gibi görünüyor. Keskin ama akışkan çizgiler, geniş konsollar ve o meşhur dairesel formlar... Kohzadi, topografyayı bir engel olarak değil, tasarımın ana kalemi olarak kullanmış. Binanın çatısı, aslında tepenin devamı niteliğinde; yani üzerinde yürüyebileceğiniz, belki de üzerinde piknik yapabileceğiniz bir yaşam alanı.Evin içine girdiğinizde ise, dışarıdaki o organik formların iç mekâna nasıl sızdığını görüyorsunuz. Geniş cam yüzeyler sayesinde bölgenin eşsiz manzarası, salonun başköşesine bir tablo gibi kurulmuş. "İçerisi mi dışarısı mı?" ikilemi, bu evde bir kafa karışıklığından ziyade bir huzur kaynağı. Işık oyunları, betonun brüt dokusuyla birleşince ortaya hem maskülen hem de davetkâr bir atmosfer çıkıyor.
Mimarinin "Görünmezlik" Pelerini
House Under the Hill, sadece bir konut değil; aynı zamanda sürdürülebilir bir duruşun simgesi. Toprağın doğal yalıtımından faydalanan, çevreye uyum sağlayan ve görsel kirliliğe savaş açan bir yapı. Komşularınız evin çatısını bir tepe sanıp yanından geçip gidebilir, ama siz o tepenin altında, modernizmin en rafine halini yaşıyor olursunuz. Mohammad Reza Kohzadi, bize binaların sadece taştan ve demirden ibaret olmadığını, doğru bir vizyonla toprağın bir uzvuna dönüşebileceğini net bir biçimde kanıtlamış. House Under the Hill, "evim karşıki tepenin hemen üzerinde" demekten sıkılanlar için, "tepenin kendisi benim evim" demenin en stilize yolu sanki. Sizce?