Snøhetta’dan Sürdürülebilir Toplum Merkezi
Yeşil çatısı, göl manzarası ve çok işlevli sosyal alanlarıyla Lakehouse, sürdürülebilir mimarinin geleceğini şekillendiriyor.
Yeşil çatısı, göl manzarası ve çok işlevli sosyal alanlarıyla Lakehouse, sürdürülebilir mimarinin geleceğini şekillendiriyor.
420 m2’lik A House with Three Courtyards, Akdeniz mimarisinin çağrışımlarını taşıyan, modüler ve iklime duyarlı bir yaşam alanı olarak dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte artan alüminyum talebi göz önüne alındığında, geri dönüştürülebilir ve çevreye duyarlı malzeme çözümleri kritik önem taşıyor.
İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte aşırı hava olayları daha sık ve daha şiddetli hale geliyor.
"Fotoğrafçılık ışıkla resim yapmaktır; mimarlık ise ışıkla tanımlanan formların oyunudur."
Diyalogla tasarımın kesiştiği bu özel mekân, yalnızca bir yenileme projesi değil aynı zamanda bir duruş ifadesi sunuyor.
Ekstrüde seramik karo; don, sıcaklık değişimleri, kimyasallar ve ağır yaya trafiği gibi zorlu koşullara dayanıklıdır.
Son yirmi yılda, Yapı Bilgi Modellemesi (BIM), mimarlık çevresinde sıkça kullanılan bir terim hâline geldi ve etkili oldu.
LEED Gold sertifikası hedefiyle tasarlanan yapıda düşük karbonlu beton, doğal havalandırma, radyant ısıtma ve soğutma gibi sürdürülebilir teknolojilere yer verilmiş.
Eko-brütalizm, geçmişin sert mimari anlayışını bugünün çevre odaklı bakış açısıyla yeniden yorumluyor.
Her yapı, insanlığın maddi varoluşunun bir formu olarak, kolektif hafıza ve kültürel kimliğin taşıyıcısıdır.
ZHA’nın Vilnius Havalimanı için önerdiği tasarım, geleneksel Litvanya motiflerini çağdaş mimari formlarla buluşturuyor.
“Mimarlık, yaşam kalitesini yükselten, çevresel ve sosyal adaleti gözeten, kültürel sürekliliği sağlayan bir üretim biçimidir."
Krier’in mirası, mimarlar, kent plancıları ve düşünürler arasında uzun yıllar boyunca yaşamaya devam edecek.
Dış yüzeydeki bronz renkli çapraz ve yatay elemanlar, binanın nitelikli görünümünü belirliyor.
Expo Osaka 2025’te sergilenen bu toprak yapı, sürdürülebilir mimari alanında ilham verici bir örnek olarak dikkat çekiyor.
Firmanın dinamik yapısı ve firma sahibinin zengin sanat koleksiyonu, bu projenin en büyük ilham kaynakları olarak vurgulanmıştır.
Mimari eleştirinin kökleri Antik döneme dayansa da, sistematik mimari yorumlar Rönesans döneminde başladı.